MÜLTECİ PAZARLIĞINDA SON DURUM

ab rest

Engin Erkiner

 

Dış politika tribünlere oynayarak, esip gürleyerek, tehditler savunarak yürümüyor.

Ciddiye alınmadığınız gibi avantaj da karşı tarafa geçiyor.

 

 

Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında sağlanan anlaşmaya göre, istenilen şartlar yerine getirildiğinde TC vatandaşlarına vizesiz seyahat imkanı sağlanacaktı. Vizesiz seyahat, üç ay vizesiz olarak AB ülkelerine gidip kalabilmek demektir. Sınırdan çevrilmek istemiyorsanız yeterli paraya sahip olduğunuzu ve kalacak adresinizin bulunduğunu göstermek zorunda kalabilirsiniz. Vizesiz seyahatin hayata geçmesi durumunda TC vatandaşları için bunun özellikle yapılacağına emin olabilirsiniz. İngiltere polisin gözünün tutmadığı AB vatandaşlarını bile sınırda sorgulamakta ve geri gönderebilmektedir.

TC vatandaşlarının AB ülkelerine vizesiz seyahat edebilmesi hayata geçecek gibi görünmüyor. Anlaşma 1 Temmuz’da hayata geçecekti ama AKP istenilen değişikliklerin tamamını yapmayı kabul etmiyor. Bunların başında Terörle Mücadele Yasası’ndaki muğlak terör tanımının değiştirilmesi geliyordu.

Vizesiz seyahat anlaşması belirlenen tarihte hayata geçmeyecek, daha sonra olacak mı, bu bile belli değil. İş dünyasının insanlarına zaten tanınmış olan seyahat ayrıcalıkları “vizesiz seyahat gerçekleşti” diye sunulursa da şaşırmamak gerekir.

Daha önemlisi, AKP’ye verilmesi öngörülen üç milyar Avro’da henüz verilmemiş durumdadır.

RTE, “Para hemen verilmezse yapacağımızı biliriz” dedi ama ciddiye alan olmadı.

Yapılan anlaşmaya göre; Türkiye’den Yunanistan’a kaçak olarak geçen mülteciler iade edilecek, AB de bunun karşılığında Türkiye’den aynı sayıda mülteciyi alacaktı. Üç milyar Avro da bu bağlamda, mültecilere yapılan masraflar karşılığında anlaşmada yer almıştı.

AB ülkelerinde Türkiye ile yapılan mülteci anlaşmasının yürümeyeceği başından beri konuşuluyordu. Son aylarda başka bir gelişme daha oldu.

Birkaç ay önce Türkiye mülteci pazarlığında avantajlı durumdaydı. AB ülkeleri mülteci akınını durdurabilmek için Türkiye ile anlaşmak zorundaydı ve anlaşma da bu zeminde gündeme gelmişti. Balkan sınırı kapalı olduğu için tek göç yolu, Türkiye’den kaçak olarak Yunanistan’a geçen mültecilerdi ve bu akının kesilmesi için AKP ile anlaşmak zorunlu olarak görülüyordu.

AKP yöneticileri ve cumhurbaşkanı da durumun lehlerine olmasının verdiği güvenle esip gürlüyorlardı. RTE her konuşmasında AB’ye fırça atıyor, tehditler savuruyordu. Türkiye mültecileri otobüslere bindirip gönderirse AB’nin hali ne olurdu?

Türkiye’nin artan oranda bir Ortadoğu ülkesi haline geldiği politika yapma tarzından da anlaşılıyor. Şartlar lehimize diye esip gürlerken bir bakarsınız durum değişivermiş!

Mülteciler konusunda da böyle oldu.

Mültecilerin Orta Avrupa, Almanya ve kuzey ülkelerine gidebilmesinin tek yolu bulunuyordu: Türkiye’den Yunanistan adalarına geçiş, buradan ana karaya çıkmak ve ardından da değişik yollardan gerekirse yürüyerek giderek sınırları aşıp ilgili ülkelere ulaşmak…

Türkiye’den Yunanistan’a geçişlerin engellenmesi mültecilerin yolunu kapatılmasındaki tek alternatif değildir. Balkan yolu kapatılırsa da benzeri sonuç elde edilir. Mülteci Yunanistan adalarından birisine gelir, ama buradan gidemez. Bu durumda ulaştığı adadan ana karaya bile çıkamayacağını bilen mülteci insan kaçakçılarına yüksek para ödeyerek ve tehlikeye de girerek Yunanistan’a neden gelsin? Gelebilir ama istediği yere gidemeyecekse, Türkiye iadeyi kabul etmese bile, buradan ileriye gidemeyecekse neden gelsin?

Balkan yolu kapandı ve AB ülkelerine gelen mülteci sayısı önemli oranda azaldı. Yunanistan-Makedonya sınırında bekleyen binlerce insan sınırdan uzaktaki kamplara götürüldü.

Mülteciler için tek yol İtalya üzerinden AB’ye giriş kaldı ama bu yol da esas olarak Afrika ülkelerinden gelip Libya’da toplananlar için geçerlidir. Türkiye’den İtalya’ya deniz yoluyla gitmek hem pahalı hem de oldukça tehlikelidir. Yapılmaz değil, yapılabilir ama bu yola başvuranların sayısı oldukça az olacaktır.

RTE esip gürlüyor ama mülteci pazarlığında avantaj AB tarafına geçti. Mültecileri otobüse bindirip gönderebilirler ama nereye? Bulgaristan ve Yunanistan sınırdan almazsa nereye gönderecekler?

Bu durumda üç milyar Avro –AKP’nin şiddetle ihtiyaç duyduğu bu para da- önemli oranda kırpılacakmış gibi görünüyor.

Dış politika tribünlere oynayarak, esip gürleyerek, tehditler savunarak yürümüyor. Ciddiye alınmadığınız gibi avantaj da karşı tarafa geçiyor.

AKP Suriyeli mülteciler için büyük masrafa girmiş. Doğrudur, masraf yaptılar ama hepsi bu kadar mı? Elde ettikleri ve henüz hesaplanmamış olan büyük kazanç da var.

Bunların başında ucuz iş-gücü geliyor. Çalışma izni verilen Suriyeli mülteciler piyasada özellikle emek yoğun işlerde en ucuza çalışıyorlar ve fiyat kırıyorlar.

Özellikle Halep’teki küçük ve orta büyüklükteki bazı üretim birimleri sökülüp taşında ve Türkiye’de yeniden kuruldu. Sahipleri hemen yerlilerle ortaklık kurup üretime başladılar.

Suriye’den yüksek miktarda para Türkiye’ye girdi.

Buna beyin göçünü de eklemek gerekir. Türkiye, yapılan anlaşma gereği AB ülkelerinin geriye kabul edilen mülteci sayısında alacağı mültecilerden düşük eğitimli ve hasta olanları göndermeye başladı. Kısa süre önce AKP yetkilileri yüksek eğitimli Suriyelilerin AB ülkelerine gönderilmeyeceğini açıkladılar.

Aylardan beri Almanya aynı anlayışı hayata geçiriyordu: eğitimliler buraya gelsin, az eğitim görmüş olanlar Türkiye’de kalsın,

Biraz geç oldu ama AKP uyandı!

Bütün bunlardan elde edilen kazanç var ve bu kazanca vatandaşlığa alınan Suriyeliler vasıtasıyla AKP’nin alacağı yeni oylar dahil edilmemiştir.

Bu durumda AB üç milyar Avro’yu neden versin?

Mülteci pazarlığı önümüzdeki aylarda da sürecek ve AKP’nin artan oranda alttan almaya başladığını göreceğiz diye düşünüyorum.

Şartların değiştiğinin farkında değillerdi ama kendilerine gösterildi.

Bu insan pazarlığında tek söz hakkı olmayan ise mültecilerin kendileri…

Büyük çoğunluk çok kötü şartlarda yaşıyor. Yunanistan’da da durum böyle ve bunun biraz da bilinçli olarak düzeltilmediğini ve sık olarak basında yer aldığını sanıyorum. Mesaj açık: burada hayat yok, siz Türkiye’de kalın!

 

160 kez okundu.

Check Also

53 yıllık Sürgün Doğan Özgüden’in Sürgün Yazıları adlı kitaplarının 7. cildi de yayımlandı

11 Mayıs 2024… Bugün, Doğan Özgüden ve İnci Tuğsavul’un yarım yüzyılı çoktan aşan sürgünlerinin başlangıcının …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir