SÜRGÜN ÖRNEKLERİ (3): ANNA SEGHERS

         

  Anna Seghers’in bazı romanları Türkçeye çevrilmiş olmakla birlikte edebiyatla ilgilenmeyenler adını duymamış olabilir. Anna Seghers’in sürgün yaşamı sürgünlüğün klasik ve modern bütün kavramlarını içerir.

            1900’de Mainz’da doğar. Yahudi bir ailenin çocuğudur. Genç yaştan itibaren Yahudi ve komünist olması kendisini Nazilerin özellikle hedefi durumuna getirir. Küçük yaştan başlayarak roman ve öykü yazar. İyi bir eğitim görür.

            1933’te Nazilerin iktidara gelmesi üzerine ailesiyle birlikte Paris’e gitmek zorunda kalır. Burada edebi faaliyetinin yanı sıra politik olarak da aktiftir. Almanya’nın Fransa’yı işgal etmeye başlaması üzerine iki çocuğuyla birlikte Paris’i terk etmek zorunda kalır ve vize alarak ülkeden ayrılmak umuduyla Marsilya’ya gider.

            Seghers vize beklerken ciddi sıkıntı içindedir, Alman ordusu yaklaşmaktadır. Buna rağmen yaşadığı yerdeki kütüphaneye giderek Balzac’ın tamamı Almancaya çevrilmemiş olduğu için okuyamadığı romanlarını okur. Seghers iyi Fransızca bilmektedir ve sürgünlerin genellikle karşılaştığı geldiği ülkenin dilini bilmemek sorunu yaşamaz.

            Sürgün terk etmek zorunda kaldığı ülkede ne ise, gitmek zorunda kaldığı ülkede de çizgisini sürdürür. Seghers’in Fransa’da geçirdiği yıllarda (1933-1941) bunu görmek mümkündür. Birkaç roman yazar.

            Çok sayıda sürgün yazar ülkesinden ayrılmak zorunda kalınca üretemez olur. Ana dillerinden kopmak onları üretimsizliğe götürür. Seghers’te tersi görülür. Seghers sürgünde daha üretkendir denilebilir.

            Marsilya’da Meksika vizesi beklerken yazmaya başladığı Transit romanı daha sonra Alman sürgün edebiyatının en iyi örneklerinden birisi sayılacaktır. Burada Marsilya’da sıkıntı içinde vize almak için uğraşan insanları, aralarındaki dayanışmayı ve yaklaşan Nazilerin eline düşmek korkusunu işleyecektir.

            Frankfurt Okulu’ndan Walter Benjamin Fransa’nın güneyinde kaçış umudunu kaybedince Nazilerin eline düşmektense intihar edecektir.

            Anna Seghers ender özelliklere sahip bir sürgündür. Önemli bir yabancı dil, Fransızca bilmektedir ve Almanya’da iken Rembrant üzerine doktora yapmıştır.

            Marsilya’daki Meksika elçiliği sürgünlere yardımcı olur ve çok sayıda kişiye Meksika’ya gidebilmeleri için vize verir.

            Anna Seghers 1942’de Meksika sürgününde kendisinin sonraki yıllarda dünya çapında tanınmasını sağlayacak 7. Haç romanını yazacaktır. Romanda bir Nazi toplama kampından kaçan yedi kişi anlatılır. Almancada yayımlanmadan önce İngilizceye çevrilen roman ABD’de çok sayıda basılarak Avrupa’ya savaşmaya giden ABD askerlerine dağıtılmıştır. Romanda Nazi Almanya’sı değişik yönlerden anlatılmaktadır.

            ABD ordusunda Nazilere karşı savaşan az sayıda Alman asker de bulunmaktadır. Bunlardan birisi Normandiya çıkarmasından sonra Almanya’ya girip Mainz’a yaklaştıklarında miğferini çıkarıp sembolik olarak Anna Seghers’i selamladığını anlatacaktır.

            Seghers birkaç yıl sonra Meksika vatandaşı olacaktır.

            1947’de Almanya’ya döner Kızıl Ordu işgal bölgesinde (Doğu Berlin) yaşamaya başlar.

            Sürgündeyken Almanya hakkında sürekli bilgi olmasına rağmen ülkedeki büyük yıkıma ve Hitler’i sonuna kadar desteklemiş olan halka alışması zaman alacaktır.

            Almanya’da Meksika ve Karayipler hakkında birkaç öykü yazar. Bunların planlanmasını sürgündeyken yapmıştır ama yazılmaları sonraya kalmıştır.

            Seghers o yıllarda kullanılmayan, yıllar sonra formüle edilen “yaratıcı sürgünlük” kavramının iyi bir örneğidir.

            Belirtilmesi gereken önemli bir başka nokta ise Seghers’in sömürgeciliğe karşı Haiti devrimi (1793) ve önderleri üzerine yazmış olmasıdır.

            Seghers’in mektupları iki cilt olarak yayımlanmıştır. Burada Almancanın yanı sıra Fransızca ve İngilizce mektupları da yer almaktadır. Üç önemli dili bilen bir yazarın sürgün  olarak nereye giderse gitsin hemen çevre oluşturması normaldir.

             Demokratik Almanya Cumhuriyeti’ne dönen ve yıllarca Yazarlar Birliği Başkanlığı yapan Seghers’in 1947 sonrasındaki politik ve edebi faaliyeti sürgünlük kapsamına girmemektedir. Bu dönemde sadece Meksika’dayken hazırladığı ve daha sonra yayınladığı bölgeyle ilgili inceleme ve öyküler belirtilmiştir.

Engin Erkiner

29/04/2026

3 kez okundu.

Check Also

İHDD Yeni Mücadele Mevzisini Bern’de Açtı

​İsviçre’de on yılı aşkın bir süredir insan hakları mücadelesini büyük bir özveriyle sırtlayan İHDD (İnsan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir