
Kapitalist-emperyalist sistemin 2008’den bu yana girdiği bunalım giderek derinleşmektedir. Dünyamıza egemen olan burjuvazi, sorunun çözümünü üretemediği için demir yumruğunu kuşanmış; zorbalıkla ve eşkıyalıkla dünya halklarına ve emekçilerine krizin faturasını ödetmeye çalışmaktadır. Bu eşkıya düzenin başlıca temsilcileri, bir medeniyeti yok etmekten, onu “taş devrine” göndermekten, petrolüne zorla el koymaktan pervasızca söz edebilmektedir. Gerçek niyetlerini artık gizleme gereği bile duymamaktadırlar. Dünya emperyalistleri vampir dişlerini açığa çıkarmış, taze kan arayışına girmiştir.
Dünyamızda milliyetçilik, ırkçılık, faşizm ve sağcı rüzgârlar estirilmekte; halkların emeğine el konulmakta; bölgesel eşkıyalıklarla ve savaşlarla halkların kanı akıtılmakta, insanlar yurtlarından edilmektedir. Çaresiz bırakılan insanlar, daha güvenli olabileceğini düşündükleri bölgelere göç ederek sığınmaya çalışmaktadır. Ancak güvenli liman arayan bu göçmenlerin yaşamları sürekli tehdit altındadır.
Güvenli liman olarak düşünülen Avrupa kıtası ise, ırkçı-faşist yasalarla göçmenlerin önüne barikat örmüş durumdadır. Buna rağmen çaresiz sığınmacılar Avrupa kapılarına dayanmaktadır.
Avrupa’nın ilk kapılarından biri olan Yunanistan’da burjuva devletin kolluk güçleri; binbir sıkıntıyla kıyılarına ulaşan, suyun üstünde zor bela durabilen göçmen botlarını açık denize doğru sürüklemekte, “geri itme” adını verdikleri insanlık suçunu işlemektedir. Hatta kimi zaman botların bilinçli biçimde batırıldığı da iddia edilmektedir. Bu uygulamanın insanlık vicdanında hiçbir yeri yoktur. Kadınların, çocukların ve çaresiz insanların bilinçli biçimde ölüme terk edilmesi, dünya burjuvazisinin geldiği çürüme noktasının açık göstergesidir. Üstelik geçtiğimiz günlerde BBC’nin yayımladığı bir araştırma, bu “geri itme” uygulamasından da vahim yöntemler kullanıldığını ortaya koymuştur.
Yunan egemenleri, insanı dehşete düşüren bir yöntem uygulamaya başlamıştır. Felsefenin, mitolojinin ve düşünürlerin yeşerdiği bir medeniyetin toprağı olan Yunanistan’da bugün yaşananlar; burjuvazinin nasıl ilkelleştiğinin, zorbalığa saplandığının ve çürüdüğünün göstergesidir.
BBC’nin araştırmasına göre, Yunanistan’daki egemen güçler; binbir zorlukla ülkeye ulaşabilmiş göçmenleri Türkiye’ye “geri itmek” için yine göçmenleri kullanmaktadır.
İnsanlık dışı bu kirli işlerde kullanılan maskeli kişiler aracılığıyla yeni gelen göçmenlere zulmedildiği belirtilmektedir.
BBC’nin araştırmasında aktarıldığına göre; maskeli kişiler, gelen göçmenleri dövmekte, değerli eşyalarını ve paralarını gasbetmekte, ardından onları zorla Türkiye tarafına geri göndermektedir.
Ayrıca bu maskeli kişiler tarafından kadınlara yönelik taciz ve cinsel şiddet iddiaları da dile getirilmektedir. Kısacası, “geri itme” adı altında Yunanistan-Türkiye sınırında büyük bir insanlık dramı, ağır bir vahşet yaşanmaktadır.
Kapitalist-emperyalist sistem; ülkeleri ve dünyamızı, kendi varlığını sürdürebilmek için zorbalık ve eşkıyalıkla yönetmeye çalışmaktadır. Kokuşmuş, çürümüş bu sistemin insanlığa verebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Aksine, kendisiyle birlikte insanlığı ve dünyamızı yok oluşa sürüklemektedir. Vahşi kâr hırsıyla doğamızı talan etmekte; denizlerimizi, içme sularımızı ve yaşamın bütün kaynaklarını tüketmektedir.
Dünyamızı ve insanlığı kurtarabilmek için yaktığımız çoban ateşlerini, yerel direnişleri bir araya getirmek zorundayız. Bu çürüyen sisteme karşı insanlık direnmek zorundadır. Direnmekten başka seçeneğimiz yoktur.
Bugün asıl görev;
“DÜNYANIN ANTİ-EMPERYALİSTLERİ BİRLEŞİN..!”
sloganını haykırmak ve bulunduğumuz her alanda buna uygun biçimde örgütlenmektir. Anti-emperyalist bilinçle hareket etmek zorundayız.
15 Nisan 2026
Alaattin Çelik
13 kez okundu.
Avrupa Sürgünleri Avrupa Sürgünleri Meclisi web sitesi