ÇAĞRI–SAVAŞA HAYIR MİTİNGİ

AKP ve ISID Fazizmine Geçit Vermeyecegiz-Savaşa HAYIR !

indir
8 Ağustos 2015 tarihinde Köln’de yapılacak olan Yürüyüş ve Mitinge sen de katıl !
Kobani’nin yeniden inşası için Pirsus (Suruç)’da bulunan SGDF (Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu) üyesi gençlerin, basın açıklaması yaparken; Türk devletinin organizatörlüğünde Daiş çetesinin canlı bombayla saldırıp, 31 genci katletmesiyle, AKP hükümeti Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da saldırıları tırmandırarak yeni bir savaş süreci başlattı. Saldırı ve katliamları protesto eden 1000’i aşkın Kürt, Alevi ve devrimci gözaltına alındı. Türk devleti, PKK tarafından ilan edilmiş bir ateşkes olmasına rağmen; 7 Haziran seҫimlerinden önce Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’a uyguladığı tecriti devam ettirmiş, Suruҫ katliamıyla verdiği yeni savaş startını Kandil dağında PKK mevzilerini bombalamayla kirli savaş politikalarını tırmandırmaya devam etmektedir.
Türk polisi Gözaltı terörünü yoğunlaştırıyor
24 Temmuz’dan bu yana, saldırıları protesto eden Kürt, Alevi ve devrimci eylemcilere karşı büyük ölçekli gözaltı ve tutuklama dalgası yürütülmektedir. Çoğunluğu HDP (Halkların Demokratik Partisi) ve DBP (Demokratik Bölgeler Partisi) üyeleri yüzlerce insan, PKK üyeliği ile suçlanıp linç edilmekte, sokakta infaz edilmekte ya da işkenceli gözaltıların ardından tutuklanmaktadır.
Cenaze törenlerine bile saldırılmaktadır
İstanbul Terörle mücadele şubesine bağlı polislerin, evinde infaz ettiği bir devrimcinin cenaze törenine, Özel Harekat Polislerince saldırılmış ve cenazenin üç gün boyunca defin edilmesi engellenmiştir. İstanbul’daki ilerici ve devrimcilerin etkili olduğu bilinen Gazi’de, saldırılara büyük bir direnişle karşılık verilmiştir. Cemevinde yapılacak törene polis tarafından yapılan saldırılara, Gazi halkı ve ilerici devrimci güçler, sokak sokak direnip, polisin saldırılarını geri püskürtmüştür.
Türk Hava Kuvvetleri Türkiye Kürdistan’ında ve Güney Kürdistan’daki PKK alanlarını bombalamaya devam ediyor
Türk Hava Kuvvetleri, ateşkese rağmen eşzamanlı bir şekilde; Kuzey Irak’taki Medya savunma alanları ve Türkiye’nin Güney doğusundaki PKK üslerini bombalamaya başladı. Bombalanan alanlar arasında sivil Kürt halkının yaşadığı bölgeler de bulunmaktadır. Bugüne kadar saldırılarda 4 gerilla ve sayıları halen belirlenemeyen birçok sivil yaşamını yitirmiştir. AKP Hükümeti ve Tayyip Erdoğan’ın da Türkiye Cumhuriyeti’ni temsilen taraf oldukları ve PKK ile birkaҫ yıldır sürdürülen ҫözüm süreci, yine AKP ve Tayyip Erdoğan tarafından inkar edilerek: gerҫekte ҫözüme hiҫ de niyetli olmadıklarını, başlattıkları bu hava saldırılarıyla, bir kez daha ilan etmiştir. Türk Hükümeti ve Tayip Erdoğan hırsızlıkları ve katliamların hesabını vermekten kurtulmanın yolunu, demokratikleşme için ayağa kalkan güçlere savaş açmakta, Türkiye’yi kaosa sürüklemekte bulmuştur.
Türk Ordusu Kürdistan’da çevre katliamı yapmaktadır
Türk devleti, sadece halka karşı savaş yürütmemektedir. Yapılan bombalı saldırılarla kelimenin gerçek anlamıyla bir doğa katliamı yapmaktadır. Bugüne kadar Kalekol, baraj ve elektrik santralları ile, doğayı tahrip eden Türk devleti, binlerce yıldır doğayla uyumlu bir şekilde yaşayan halkın yaşam alanlarını yok etmektedir. Kürdistan’da ormanların yakılması, bitki örtüsü ve hayvanların vahşice katledilmesi, bir devlet politikası haline getirilmiştir. Köy bombalamalar ve yakmalar aracılığla insanlar doğal ortamlarından zorla koparılıp şehirlerde yaşamaya zorlanarak, geçim kaynakları, yaşam alanları yok edilmektedir.
Erdoğan ve AKP’nin amacı Türkiye’de tek başına mutlak güç olarak kalmaktır
AKP 7 Haziran 2015’den bu yana Türkiye’de tek başına hükümet olma hakkı ve yetkisini kaybetmiştir. Sol-Liberal HDP’nin seçimlerde %10 barajını aşarak gelmesi, AKP’nin mecliste mutlak çoğunluğu almasını engellemiştir. Bu durum; Erdoğan’ın seçim sürecinde ısrarla kazanmak istediği yeni başkanlık sistemine geçişini engellemiş oldu. Sadece başkanlık değil, Erdoğan’ın otoriterliğini kalıcılaştırmasına karşı, ama aynı zamanda, Kürt sorunun demokratik çözümü, Türkiye’nin demokratikleşmesine ilişkin HDP’nin geliştirdiği politikalar; O’nun toplumda demokratik muhalefet partisi olarak güçlenmesini beraberinde getirmiştir. AKP ve Erdoğan, demokratik muhalefeti sindirmek ve yok etmek için Türkiye’de saldırgan bir plan harekete geçirip, çatışma ortamının yaratacağı kaosta HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi olarak tasfiye etmeyi amaçlamaktadır.
Erdoğan ve AKP hükümeti için Rojava devrimi göze batan bir dikendir
Rojava’da Abdullah Öcalan’ın fikirlerinden esinlenip PYD öncülüğünde geliştirilen demokratik öz yönetim, Türk devleti için kabusa dönüşmüştür. Halkların demokratik öz yönetiminin yaşam pratiği, bütün gerici bölge devletlerinde anti-demokratik, ırkçı ve cinsiyetçi dogmaları kırması nedeniyle de bir devrim niteliği taşımaktadır. Tayyip Erdoğan ve Türk Başbakanı Ahmet Davutoğlu “Suriye’de bir bölünmeye izin vermeyiz” derken, Rojava devriminin Demokratik Özerkliğine saldırmaktadırlar.
AKP Hükümeti ve Erdoğan, DAİŞ çetesiyle, insanlığa karşı ittifak halindedir
Erdoğan ve AKP iktidarı, kendi hegamonik ideallerine ulaşmak için, salt politik- pragmatik değil aynı zamanda aynı ideolojik bakış açısına sahip olmaları nedeniyle de, DAİŞ çetesine destek vermiştir. Erdoğan ve AKP iktidarının vermiş olduğu maddi , askeri ve lojistik destek sayesinde, Daiş çetesi Şengal’de Ezidi halkına karşı soykırımda bulunmuştur. Yapılan bu soykırımda, binlerce masum insan Daiş çetesi tarafından vahşi bir şekilde katledildi ve binlercesi de kaçırıldı. Özellikle de kaçırılan binlerce Ezidi kadın, insanlık düşmanı bu barbarlar tarafından tecavüze uğramış ve köle pazarlarında satılmıştır.
Türk devletinin vermiş olduğu destek sayesinde Kobani’ye saldırılmış ve onbinlerce insan göç etmek zorunda bırakılmış ve aylar süren kahramanca direnişler sayesinde, insanlık düşmanı AKP ve Erdoğan yandaşı bu çete sökülüp atılabilmiştir.
Daiş çetesi, AKP ve Erdoğan’ın etkisinde olmayan ve onlar tarafından kontrol edilemeyecek bir güç olarak gösterilmektedir. Ancak Rojava devrimine saldırıları ve Türk devletinin Daiş’e gönderdiği iki bin tır dolusu askeri mühimmat ve halen sağlamaya devam ettiği lojistik destek, Daiş’e karşı mücadele edecek bir gücün pratiğini göstermemektedir. Türk devleti uluslararası kamuoyunda ne kadar Daiş çetesine karşı savaşacağını ilan ederse etsin, AKP iktidarının esas amacı Suriye’nin kuzeyinde gelişmekte olan demokratik öz yönetimi ezmek, en azından özgürlükçü kürt güçlerini zayıflatmaktır. Uluslararası politik çevrelerin eleştiri ve uyarılarına rağmen, ABD ve NATO Türkiye devletinin başlatmış olduğu savaş politikalarıyla dayanışma içinde olduğunu ilan etmiştir.
Başta Almanya olmak üzere; Avrupa ve NATO, Türkiye’nin bu saldırgan insanlık düşmanı politikalarını desteklemektedir
Federal Alman hükümeti tarafından son dönemlerde Türkiye’ye silah ihracatı ve Patriot füzelerinin Türkiye’ye konuşlandırılmasının onaylanması; PKK yasağının sürdürülmesinde takınılan inatçı tutum, Türkiye ile AB arasında daha da güçlendirilen ekonomik işbirliği, NATO eliyle istihbari bilgilerin Türk devletine aktarılması, Avrupa’da yaşayan Türk ve Kürt muhaliflerin (ATİK, NAV-DEM) tutuklanmasıyla, Türkiye ve Kürdistan’da halka hertürlü terörü uygulayan Erdoğan ve AKP iktidarının eli güçlendirilmektedir.
Almanya, AB ve NATO bununla doğrudan ve dolaylı olarak, Daiş çetesine destek vermekle kalmamakta aynı zamanda Erdoğan ve AKP’nin Suriye’ye karşı geliştirdiği katliamcı politikalar, Daiş’e verdiği fiili destek, Kürtlere karşı yürüttüğü savaş, Alevi, Hiristiyan, Ezidi ve diğer inançlara karşı yürüttüğü katliamcı politikalar, ülke içerisinde işçilere karşı uyguladığı neo liberal politikalarla açlığa mahkum etmesi, kadınlara karşı uyguladığı cinsiyetçi politikalar, gençlere karşı uygulanan otoriter ve yaşam hakkını gasp eden politikalara da destek vermiş olmaktadır.
Milyonlarca insan artık Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’sinin iktidar hırsına kurban olmak istememektedir !
Türk devletinin başlattığı savaş derhal durdurulmalıdır !
Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrite derhal son verilmeli, Sayın Öcalan ve diğer siyasi tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır !
Alman devleti Türkiye devletinin katliamcı savaş politikalarına desteğini çekmelidir !
Almanya Orta doğu ve Türkiye’ye silah ihracatını durdurarak, PKK yasağını kaldırarak, Kürt sorununun barışçıl çözümüne katkı sağlamalıdır !
Rojava statüsü zaman geçirilmeden kabul edilmelidir !
Yaşasın halkların kardeşliği !
Yaşasın Enternasyonal dayanışma !
Çağrıcılar;
1. NAV-DEM ( Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi)
2. AvEG-Kon ( Avurpa Ezilen Göcmenler Konfederasyonu)
3. TJKE ( Tevgara Jinen Kurd Eurpa)
4. SKB (Sosyalis Kadinlar Birligi)
5. AABF (Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu )
6. ATIF (Almanya Türkiyeli Isciler Ferasyonu)
7. Yaşanacak Dünya/devrimci proletarya
8. DIDF ( Demokratik Isci Dernekleri Federasyonu)
9. ADHK ( Avurpa Demokratik Halklar Konfedersyonu)
10. Nor Zartonk
11. ADEF (Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu)
12. FKE ( Federasyona Komele Ezidiya)
13. Young Strougle
14. FEDA( Demokratik Alevi Fedeasyonu)
15. MDDP (Mezopotamya Demokratik Degisim Partisi)
16. FCIK ( Federayona Civaka Islami)
17. YXK( Yekitiya Xandevane Kurdistan)
18. FIDEF ( Federal Almanya Isci Dernekleri Federasyonu)
19. KCD-E ( Kongra Civaka Demokratika Kurde Eurpa)
20. SYKP ( Sosyalist Yeniden Kurulus Partisi)
21. ÖDA ( Özgürlük Dayanisma Almanya)
22. YSGP ( Yesil Sol Gelecek Partisi)
23. PIK (Partiya Islamiya Kurdistan)
24. ASM ( Avurpa Surgunler Meclisi)
25. KKP ( Kurdistan Kominis Partisi)
26. Aktionsgruppe für Aufbau der dritten Reieihe
27. BIR-KAR
28. Assembbly of Armenians of Eurpe Sektion Deutschland( Avurpa Ermeni Konseyi)
29. SDP (Sosyalist Demokrasi Partisi
30. Cîwanên Azad
31. Jinên Cîwanên Azad
32. Young Struggle
33. BDAJ – Bund der alevitischen Jugendlichen in Deutschland
34. BDAS – Bund der alevitischen Studierenden in Deutschland//Bundesweite
35. Kampagne TATORT Kurdistan Bündnis,
36. YDG (Neue Demokratische Jugend),
37. MLPD ( Almanya Marksit Leninins Komunist Partisi)
38. Der Revolutionär Sozialistische Bund (Köln)
39. Bundesweite Montagsdemo

459 kez okundu.

Check Also

Celal BAŞLANGIÇ Köln`de Sonsuzluğa Uğurlandı

Sürgünde bir yürek daha sustu! Yıllarca basın özgürlüğü için mücadele eden Celal BAŞLANGIÇ’ı dünya basın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir