SÜRGÜNLER MECLİSİ VE YENİ BİR DÜNYA İNSANI TİPİ

Teslim TÖRE DSC_0355

Bizim kuşak ya da kendim için söyleyeyim : gözümüzü Marksizme dolaysı ile de bilimselliğe “ sınıflı toplum tarihi sınıf mücadeleleri tarihidir” tezi ve bu tezin detayları ile açtık. Önümüze gelen bütün olguları bu tez temelinde, materyalist yöntemle önce parçalara ayırarak iç yapısını tekrar birleştirerek tez anti-tez ve sentez yöntemi ile iç ve dış yapıdaki doku ve dengelerin sağlayını yaparak mutlak doğru olmasa bile kendi doğrumuzu oluşturma ya da yaratmaya çalışıyorduk. Bence bu yöntem hala en bilimsel ve kendi doğrularımızı oluşturmak için değerlendirilmesi gereken tek yöntemdir. Bu bağlamda belirtecek olursam : hala sınıflı toplum tarihi sınıf mücadeleleri tarihi, sınıf mücadelesi de sınıflı toplumu aşma mücadelesinin temeli olmaya devam ediyor.

Ancak Marksizm’ in temel tezlerinden bir diğeri olan “somut koşulların somut tahlilinden” hareketle sınıf mücadelesine eklenerek onu genleştiren, hatta bazı ülke ve durumlarda sınıf mücadelesini de gölgede bırakacak kadar toplumsal destek kazanan : kadın, gençlik, inanç özgürlüğü, halkların kendi kaderini tayın hakkı temelinde ezilen halkların kimlik mücadelesi, on beş yirmi yıl önce hiç olmayan ancak bu gün ulusallığın ilk oluştuğu, ulus devletlerin ilk kurulduğu, global sermayenin ana vatanı olan Avrupa da kitle katılımı itibarı ile İşçi sınıfı mücadelesini geride bırakan yabancı düşmanlığına karşı mücadele gibi yeni toplumsal olguların ele alınıp, değerlendirilmesi gerekiyor. Kadın, gençlik, inanç özgürlüğü, ezilen halkların ulusal kimlik hakkı, Rasizim ve Rasizim’ e karşı mücadelelerin tümü sınıflı toplum ve sınıf mücadeleleri tarihinin ürettiği toplumsal sorunlardır.

Belirtmem gerekir ki, bu yazının ana konusu bütün bu toplumsal olguları global boyutu ile ele alarak bir senteze varmak değildir. Bu yazının ana konusu : yukarıda belirtmiş olduğum toplumsal olgulardan birisi olan, yazının başlığı yaptığım, benimde üyesi olduğum “Sürgünler Meclisi ve yeni bir dünya insanı tipi yaratma” olacaktır.
Teorik bir boyut kazandırmak amacı ile bu konuyu irdelemeye çalışırken, benimde kabul oyu verdiğim, daha çok duygulara hitap eden, acındırıcı bir nitelik taşıyan “sürgünler” kavramını aşıp, kendini boynu bükük , göçmen, yabancı, “sürgün” olarak değil daha dünyalı, bir ülke ve ulusu değil, dünyayı benimseyen, oluşturacağı örgüt yapılanması, vereceği mücadele, üreteceği bilgi birikimi, teorik, ideolojik değerler bütünü ile bu dünyanın hepimizin olduğu : gelecekte şekillenecek olan sınırsız, sınıfsız, sömürüsüz, dışlamasız, insan ve insan hakları zeminli, ulusal modernitenin ürünü olan ulus devlet, şovenizm ve kapitalizm ötesi bir dünyanın oluşturulmasına katkı yapacak yeni bir dünyalı insan tipinin yaratılması konusu üzerinde durmaya çalışacağım.

Her hangi bir nedenle ulus devlet ya da ülkeden başka bir ülkeye “sürgün” edilmiş olsa bile, hangi ülkede yaşıyor olursa olsun bir dünya insanı, bir dünyalı olarak, bu temelde bir mücadele veren insan tipinin yaratılmasını “mücadelenin bırakmış olduğu derin yoldaşlık izleri” başlıklı yazıda değinmiş olduğum gençlerden öğrendim. Jenifer Ranos, Başar Gerecci, Rami Al-Khamsi, Murat solmaz, Panmame, David Qvindnills, Dinç, Deniz, İhsan İlhan Kellecioğlu kardeşler :İsveç Polisinin Somalilerin yoğun olarak kaldığı bir semtte Somalili bir genci öldürmesi nedeni ile yapmış oldukları protesto ve basın açıklaması sonucu kendilerini “Megafonon” kavramı ile ifade ederek , çoğunluğunu Türkiyelilerin oluşturduğu, Iraklı, İranlı, İsveçli gençler örgütlü ve organize bir yapı oluşturmuşlar.

Kendini herhangi bir ülke, her hangi bir ulus, inanç ve kimlikten, tabi ki “sürgün” olarak da görmeyen sadece dünyalı olarak görüp, insanlık ve insani değerler için mücadele eden gençler bana göre dünyalı yeni bir insan tipini oluşturuyor. Yapmış olduğumuz bir gecelik sohbet toplantısında onlara “sürgünler meclisini” anlattım. Birleşik bir mücadele yaratmak ve gelecekte yapılacak olan bir toplantıya katılarak bu deneyimlerini oraya da taşımaları önerisinde bulundum. Birikim ve deneyimlerin birleştirilerek, teorik, ideolojik, örgütsel konularda dünyalılaşıp, yeni bir dünya yaratmak için yeni bir süreç başlatmak gerektiği üzerinde durduk. Dünya insanı ya da dünyalı insan olma madalyasının tek bir yüzü yoktur. Bir : herhangi bir nedenle sürgün ya da göçmen olmuş “yabancılar” olarak bilinenler bir de ; bunlara karşı örgütlenmiş, organize olmuş Rasislere karşı örgütlü ve organize olarak “yabancıların” yanında durarak evrensel boyutlu dünyalı, ya da dünya insanı olmuş olan söz konusu ülke insan toplumu. Madalyonun iki tarafından müteşekkil bu dünyalı insan tipi, bu tiplerin yaratmış olduğu organize topluluk ve onların karşıtı, şoven, faşist, Rasis, ulusalcı tip ve topluluklar kapitalist emperyalist ülkelerin hemen hemen tümünde varlar ve sürekli bir mücadele ve çatışma halindeler.
Kapitalizm ve ulusal modernitenin bir ürünü olan bu iki güç arasındaki çatışma en çok da Almanya da yaşanıyor.
Uzlaşır bir çelişki gibi de gözükmüyor. Tıpkı sınıf mücadelesi gibi, kapitalizm ve onun ürünü olan ulusalcılık aşılmadan Rasizm ve Rasizme karşı mücadelede bitmeyecektir. Rasizme karşı dünya insan tipinin vermiş olduğu mücadele yapısı itibarı ile de sınıf mücadelesinin bir versiyonudur. Fakat ayrı ulus ve ülkelerden olan devrimci güçlerin dayanışmasını ifade eden, sınıf mücadelesinin bir enternasyonal versiyonu değil, aynı ülkede yaşayan birisi “yabancı” diğeri ülkeli olan, ama aynı amaç için Rasizme karşı mücadele eden bir dünyalı insan tipinin oluşturmuş olduğu, yeni insan modeli. Mevcut doku ve dengelerin oluşturmuş olduğu Rasis ve dünyalı insan tipi, ancak ve ancak kapitalizm ve ulusal modernite ortadan kalkınca yok olacak fenomenler durumundalar.

Bu her iki fenomen de kapitalizm ve ulusal modernite ile doğdu, ama bir sınıf değiller, dünyalı insan ve toplum tipi konumunda olan organize güç, vermekte oldukları mücadele, söylem ve eylem olarak anti kapitalist bir biçime sahip değil. Fakat içerik ve yapısal olarak anti- kapitalist niteliğe sahip. Sahip, çünkü, kapitalizmle var olan olgu eşyanın tabiatı gereği onula da yok olacaktır. Diyalektiğin değişmez yasası gereği, dünyalı insan tipi ve modelinin Rasizme karşı mücadelesi aynı zamanda kapitalizme karşı bir mücadeledir de. O nedenle, her ülke ve bölgede dünya insan tipi ve modeli kapitalizme karşı mücadeleler ile organize bir şekilde hareket etmesi sadece gerekli değil, bir zorunluluktur.

Sovyetler Birliği ve sosyalist sistem döneminde var olan soğuk savaşın en önemli silahlarından birisi her türden yönteme baş vurularak kapitalist dünya insanlarında yaratmış oldukları komünizm korkusu ( öcü) artık AB ülkelerinde ortadan kalkmaya başladı. Reel sosyalizmin çöküşü ile birlikte kapitalist ülkelerdeki, somut şartların somut tahlilinden hareketle: yeniden, farklı bir boyutta ideolojik, teorik, politik, örgütsel üretim yaparak kendini aşamayan, gelenekselleşerek Engelsin deyimi ile “tarihin geri vitesi” haline gelen Komünist partileri marjinalleşerek toplumlar tarihi müzesinin bir köşesinde kaldılar. Boşalmış bu siyasi arenada, boşluk tanımayan diyalektik yasa gereği yeni sol, sosyalist güçler oluştular.Yunanistan seçimlerinde birinci parti olarak zafer kazanan Syranıza boşluk tanımayan doğanın diyalektiğinin ilk ürünü olarak tezahür etmiştir.

Aynı zamanda Syranıza, soğuk savaş döneminde kapitalist ülkelerde yaratılmış olan Komünizm korku duvarının aşıldığını gösteren en somut olgu da oldu. İlk başlarda Avrupa da Marksın deyimi ile bir “heyulla” olarak dolaşan Komünizm, Reel sosyalizmin bazı yanlışlarının da katkısı ile burjuvazinin yaratmış olduğu “öcü” düzlemindeki korku duvarına büyütüldü. Bu korku duvarı Yunanistan’ da Syranıza ile aşılmaya başladı. Syranıza Yunanistan toplum yaşamında fazla değil orta boy bir iyileştirme yaratabilir ve kapitalizmin alternatifsiz olmadığını pratikte de iyi kötü kanıtlarsa : İspanya, İtalya, Portekiz gibi AB ülkelerinde de Syraniza’ yı takip eden çok örnekler olacaktır.

Rojava Kadın Demokratik Halk Devrimini de Syrıaniza ve onu takip edecek gelişmelere ekleyerek söyleyecek olursam: dünya devrimine gebe olan kapitalizmin çekmekte olduğu doğum sancılarının gelişmekte olan Syraniza tipi ebelerle giderileceği, dolaysı ile dünya devriminin doğumunun ebeliğini yapacaklarını, dünyamızın geleceğinin bu yapılarca şekilleneceğini belirtebilirim. Dünya insan tipi ve modelinin, dünyalı insanlar topluluğu ve bu temelde oluşturulacak yapılanma ve vermekte olduğu mücadele ile bu devrim ebesi adaylarının yanındaki yerini alacağını, bu vesile ile dünyanın gelecekte şekillenmesine katkı yapacağını düşünüyor ve olması gerektiğine inanıyorum.

 

606 kez okundu.

Check Also

53 yıllık Sürgün Doğan Özgüden’in Sürgün Yazıları adlı kitaplarının 7. cildi de yayımlandı

11 Mayıs 2024… Bugün, Doğan Özgüden ve İnci Tuğsavul’un yarım yüzyılı çoktan aşan sürgünlerinin başlangıcının …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir