PANELDEN AKILDA KALANLAR

Selma Metin

„GÖÇÜ ANLATMAK İNSANLIK TARİHİNİ DE ANLATMAK DEMEKTİR..GÖÇ,İNSANLIK TARİHİNİN AYRILMAZ ÖZELLİKLERİNDEN BİR TANESİDİR. GÖÇÜ ÇIKARIRSANIZ BU TARİH EKSİK KALIR.“ (Engin Erkiner)

AVRUPA SÜRGÜNLER MECLİSİ VE TÜDAY IN DÜZENLEDİĞİ PANEL ENGİN ERKİNER.. DR. KEMAL BOZAY VE NEJAT PİŞMİŞLERİN KATILIMIYLA BAŞLADI…. AVUKAT ODENTHAL HASTALIĞINDAN DOLAYI SELAMIYLA BİZİMLE BİRLİKTEYDİ.

Nejat  Pişmişler toplantıyı yaşadığımız dönemin devasa bir gerçekliği olan göç ve siyasi arenada çözüm adına üretilen politikaların en belirgin olanının AB ile Türkiye arasındaki kirli pazarlığın sonunda TÜRKİYE’NİN GÜVENİLİR BİR ÜLKE İLAN EDİLMESİ ve pazarlığın detaylarını tartışmak üzere panel katılımcılarını selamladı ve tanıttı.

tüday 4tüday 1ttüday 5

İlk konuşmacı Engin Erkinerdi ;

60 milyon insanın günümüzde yollarda olduğunu ve bunun İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en yüksek rakam olduğunu belirterek sözlerine başladı. Son yıllarda göçün yoğunlaşmasının iki nedeni bulunuyordu: savaşlar ve yoksulluk eskiden de vardı ama bunlara iki önemli neden daha eklenmişti:

İlki, bazı devletlerin çözülmesi, merkezi devlet otoritesinin ortadan kalkmasıydı. Kongo, Nijerya, Afganistan, bir oranda Irak ve özellikle Suriye gibi ülkelerde devlet haritada var gibi görünmekle birlikte, gerçekte eski otoritesini kaybetmişti. Bu da devlet sınırları içinde yaşayan nüfusun göç etmesini kolaylaştırıyordu.

İkincisi ise, göçün birikmesiydi. Uzak ülkelere gitmek için yola çıkan insanlar artık eskiden olduğu gibi bilinmeyen bir yere gitmiyorlardı. Hemen herkesin uzak ülkelerde yıllardan beri yaşayan tanıdıkları bulunuyordu. Göç eskisine göre kolaylaşmıştı.

Güney Amerika ülkelerinden Meksika üzerinden ABD’ye yönelik göç hariç tutulursa, iki önemli göç yolu bulunuyor: Afrika ortalarından gelen, Libya’ya ulaşan ve buradan deniz yoluyla İtalya’ya ya da bir Avrupa Birliği ülkesine ulaşmaya çalışanlarla; Afganistan-Irak ve Suriye’den gelen ve Türkiye üzerinden Yunanistan’a ulaşmaya uğraşanların kullandığı yol.

Türkiye yıllardan beri göçmen ülkesidir. İran, Afganistan, Irak, Suriye ve Afrika ülkelerinden gelenler bu ülkeyi geçiş yolu olarak kullanırlar. Bir bölümü ise gitmek istemesine rağmen gidemez ve burada kalır.

Göç kendi ekonomisini de yaratmıştır.

Parası olmayan göç edemez. İnsan kaçakçılarına ödenecek miktarın yanı sıra barınmak ve yiyecek için de para gereklidir. Ege Denizi üzerinden Yunan adalarına geçiş için ödenecek para en az 1000 Dolardır. Buna diğer masraflar da ve Yunanistan’a geçildikten sonra yapılması gereken harcamalar da eklenirse kişi başına masrafın en az birkaç bin Dolar olacağı söylenebilir. Kişi bu parayı ya yanında getirir, ya kötü şartlarda ucuza çalışarak kazanır ya da uzak ülkelerde yaşayan akrabalarından edinir.

Cansız bedeninin fotoğrafı büyük etki yaratan Aylan Kurdi’nin dört kişilik ailesi kaçakçıya 4000 Dolar ödemişti. Bu para Kanada’da yaşayan hala tarafından gönderilir.

Suriyeli mülteciler Türkiye’de kalmak istemiyorlar, gitmek istiyorlar. Bu ülkede gelecekleri bulunmuyor. Bir mülteci için en önemli olan, durumunun belirginleşmesidir. Türkiye ise sadece Avrupa ülkelerinden gelenlere iltica hakkı vermekte, başkasına ancak geçici koruma sağlamaktadır. Hiçbir kalıcı hukuki statüye sahip olmayan bu insanlar da bir yolunu bulup gitmek istemektedir.

Suriyelilere sınırlı çalışma izni verildi. Bu izne göre asgari ücretin altında çalıştırılmayacaklar ama yerli işçiler arasında bile daha az ücretle çalışmak zorunda olanlar az olmadığına göre, Suriyelilerin ancak normalin yarısı ücretle çalışabilecekleri söylenebilir.

Ülkede resmi rakamlara göre 2,1 milyon Suriyeli bulunmakla birlikte gerçek rakam 2,5 milyon civarındadır.

Bu insanların geleceği belirsizdir. TC vatandaşlık yasasına göre beş yıl sonra uygun bulunanlar vatandaş yapılacaktır. Planlanan buymuş gibi görünmektedir.

tüday 2tüday 3

İkinci  Konuşmacı  Dr Kemal Bozaydı.

Almanya’nın Suriyeli mültecilere yönelik politikasının gelişimini anlattı. Merkel’in çok sayıda mültecinin kabul edilmesini kalifiye, eğitimli, teknik olarak gelişmiş göçmenler Almanya’da eksikliği bilinen teknik elaman ihtiyacını karşılar ve hızlı integrasyonla yeni iş-gücü elde edilebilir argümanlarıyla  açıklaması, biraz da medyanın yönlendirmesiyle bu alandaki gelişme hızla gerçekleşti. Bunun peşine alışılmışın dışında çok olumlu ve hoş geldiniz törenleriyle halkında yardım ve desteğiyle mülteciler çiçeklerle karşılandı. Beklenenin çok üstünde tahminen 800 000 den fazla mülteci geldi. Bunların bir kısmı hemen geri gönderilmesine rağmen olağanüstü bir durum tespiti yapıldı.  Merkel’e yönelik mülteci politikasının eleştiriyse birlikte ırkçı ve güvenlikçi politikalar ön plana çıkmaya başladı. Mülteci akışını önlemek adına iltica yasasında değişikliklere  gidildi. İltica hakkının daraltılması ve değişiklikler hemen başlatıldı. İltica yasasında 1. paket , 2.paket gibi yasalar çıkarıldı ve diğer değişiklikler de yoldadır. İltica başvurularını kısa sürede hatta gümrüklerde sonuçlandırıp mülteciler yoldan çevrilebilecek. Bilindiği gibi eskiden başvuru ve işlemler aylarca hatta yıllarca sürerken şimdi bir-iki günde hal edilebiliyor . Bu esnada eskiden gelmiş DULDUNG yani kalmasına yasal olarak bir süre izin verilen birçok eski ilticacı da geri gönderildi. Bunun peşi sıra Türkiye’yle yapılan kirli pazarlıkla mültecileri Türkiye’de tutmak ve sınırların güvenlik politikasıyla kapatılması koşuluyla 3 Milyar Euro yardım verilmesi,  Türkiye’nin kaybolan itibarını onarmak ve faşist politikalarına sessiz kalarak destek olmak  ve AB ye üyeliğinin hızlandırılması, vizenin kaldırılması gibi vaatlerde  bulunuldu. Böylece Türkiye güvenli ülke ilan edildi. Bu politikanın sürekli mülteci sorunu gerekçesiyle sunulması , Kürt halkına ve ilericilere yönelik faşist saldırılar karşısında hükümet düzeyinde  tepki gösterilmemesi sonucunu da verdi.   Gezi olaylarından sonra Alman kamuoyunda Türkiye’yle ilgili üçüncü dünya ülkesi algısı değişti. Demokratik hak ve özgürlükler mücadelesi de veriliyor düşüncesi oturdu. Son akademisyenlere yönelik saldırı ve Cizre’deki gelişmeler olması gerektiği kadar olmasa da tepki buldu. Büyük yayın organları günlük gelişmeleri detaylı veriyor. Ancak mülteci olayı çok yönlü kullanılıyor. Güvenlikçi ırkçı sağcı eğilimler artıyor.

İkinci bölümde sorularla devam edildi. Katılım ve ilgi oldukça iyiydi. Verimli ve doyurucu bir toplantı oldu duygusu ortak bir tespitti. Panel bitirilmesine rağmen toplu sohbet devam etti.

305 kez okundu.

Check Also

Celal BAŞLANGIÇ Köln`de Sonsuzluğa Uğurlandı

Sürgünde bir yürek daha sustu! Yıllarca basın özgürlüğü için mücadele eden Celal BAŞLANGIÇ’ı dünya basın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir