Aileler: Paris katliamı bir an önce aydınlatılmalı; Paris’teki ‘Kadın Kırımı ile Mücadele’ konferansı

PARİS 07.01.2014 16:16:08

1604538_769336769762589_1473693380_nsakine 

Aileler: Paris katliamı bir an önce aydınlatılmalı Paris’teki ‘Kadın Kırımı ile Mücadele’ konferansında konuşan Leyla Şaylemez’in kardeşi Yasemin Şaylemez, Fransa ve Türk devletine seslendi: “Bu katliam aydınlatılmadan, bütün soru işaretleri çözülmeden size rahat vermeyeceğiz. Acımızı az da olsa dindirmek için teselli edecek birkaç şey var; şehitlerimize verilen sözümüz, bu davanın peşini bırakmamak, katilleri bulmak…” Fransız senatosunda, 9 Ocak 2013 günü Paris’te katledilen PKK kurucularından Sakine Cansız, KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan ve Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez anısına düzenlenen konferans, kadın kırımına karşı mücadele yöntemlerinin tartışılması ile devam ediyor. Konferansın öğleden sonraki oturumu, sinevizyon gösterimi ile başladı. Sinevizyon gösterimi, başta Cansız, Doğan ve Şaylemez’in ailelerinde olmak üzere, duygulu anlar yaşanmasına neden oldu. ‘FRANSA SORUMLULUĞUNU YERİNE GETİRMELİ’ Sinevizyon gösterimi ardından konferansın ev sahibi Sol Cephe Grup Başkanı Elianne Assassi kısa bir konuşma yaptı. 11 Ocak Cumartesi günü Paris’te yapılacak yürüyüşe güçlü katılım çağrısı yapan Assassi, “Bu cinayetler Fransa topraklarında işlendi. Cinayetlerin aydınlatılması için Fransa ellerinden geleni yapmalı. Bir kişi tutuklandı, ama suçu işletenlerin de yargılanması gerekiyor. Grubumuz cinayetlerin aydınlatılması için elinden geleni yapacaktır. Fidan, Sakine ve Leyla’nın aileleri bu şartlar altında yaşayamaz. Cinayetlerin aydınlatılması için Fransa devletinin üzerine düşeni yapması lazım. Ben de yazılı değil sözlü önergeler vererek konuyu politikacıların gündemine taşıyacağım” dedi. FERİDE CANSIZ: KALEMİ TUTMAK HİÇ BU KADAR ZOR OLMADI Assassi’nin ardından söz alan Feride Cansız, “Bir yıl sonra Paris’te olmak, bizler için çok zor. Paris için aşk şehri deniyor ama bizler için, bir toplum için bu unvanını maalesef yitirdi. Bizde üç devrimci yiğit kadını bedenen aramızdan alan, karanlık bir şehir olarak kaldı. Ablama söylemek istediklerim vardı, onları söyleyeceğim” diyerek sözlerine başladı. Feride Cansız’ın konuşması şöyle: “Canım ablam, hayatım boyunca kalemi tutmak hiç bu kadar zor ve acı olmamıştı. Nasıl anlatsam seni… Senin yüceliğini dile getirmek için ne ben ne de sözcükler yeter. Seni bir daha görememeye, seni bir daha duyamamaya, sana bir daha sarılamamaya korkuyorum. Uzaklardasın her zamanki gibi, ama olsun, biz yine bekleriz. Kıvırcık kızılım, asil, dimdik duruşlum, sevecen yüreklim, asim, kahramanım, ben sana daha doyamadım. Sana soracağım o kadar çok şey varken, hiçbirini soramadım. Yaşadığın zorlukları hem biz hem sen yaşanmamış gibi görmek istedik, her gün hatırladığımız halde. Benim cesaretim olmadı ne sormaya, ne de dinlemeye. Sorsaydım da anlatmazdın. Ama şimdi keşkelerim o kadar çok ki yapmak istediklerim, yapamadıklarımdan daha çok. Bağırmak, sesimi ta sana kadar ulaştırmak istiyorum, seni çok özledim. Dağlarım senin o dimdik heybetli yürüyüşüne, çiçekler senin sevgi ile dokunuşuna hasret… En çok da yaşlı anam, baban ve biz ailen olarak yiğit kızlarına, onurlu ablalarına, kahraman teyzelerine, cesur halalarına hasret. Kendine iyi bak, herkese burada iyi baktığın gibi orada da bakacağını biliyorum.” YASEMİN ŞAYLEMEZ: PARİS KİM OLDUĞUMU HATIRLATIYOR BANA Feride Cansız’ın ardından Leyla Şaylemez’in kardeşi Yasemin Şaylemez sözü aldı. “Aslında bir kez daha Paris’e gelmeyi düşünmüyordum. Paris kelimesi içimi parçalıyor. Canımı acıtıyor” diye konuşmasına başlayan Yasemin Şaylemez sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu kanla lekelenmiş Paris benim kim olduğumu hatırlatıyor bana. Ben Kürdüm ve Kürt olduğum için, bu dünyanın hiçbir yerinde güvende olmadığımı hatırlatıyor bana. Kürt olduğum için, adımın terör listesinde olduğunu, her an kurşunla delik deşik edilerek öleceğimi hatırlatıyor bana. Tam bir yıl önce bugün, ablamla en son konuşmamızı yaptık. Ablam beni aradı, en yakın zamanda Almanya’ya geleceğini söyledi. Leyla bize gelmeden, onun şehit düştüğü haberi geldi. Sanki daha dünmüş gibi, annem ağlayarak, karşımda oturuyor ve gözlerimin içine bakıyordu. Bana diyor ki, kızım ablan vuruldu, onu öldürdüler! Ben yerimde dondum, inanamadım. Gövdem yanmaya başladı, gözlerimden akan gözyaşı hala dinmedi. Bugünü ben her gün yaşıyorum. Kendi annemden ablamın şahadetini öğrendim. Bundan daha kötü bir şey var mı sizce? Sırf size bunları hatırlatmak için buraya geri geldim. Tam bir yıl geçti, hala bir cevap alamadık. Katliamı kimler gerçekleştirdi, kimlerin arasında bir anlaşma var, Fransa neden susuyor. Yoksa bir şeyleri örtmeye mi çalışıyor? Ortaklardan biri de siz misiniz? Bir seneden beri sokaklarda ‘unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız’ sloganı ile Fransız devletini protesto ediyoruz. Ve bu katliam aydınlatılmadan, bütün soru işaretleri çözülmeden sizlere rahat vermeyeceğiz. Bu davaya kriminal gözüyle bakamazsınız. Soruşturmayı sadece Kürtlerin etrafında sürdüremezsiniz. O zaman hiçbir zaman sonuca varamazsınız. Böyle bir katliamı sadece bir kişi gerçekleştiremez. O kurşun sadece Sakine, Fidan ve Leyla’ya sıkılmadı. Bütün Kürt kadınlarına sıkıldı. Sadece bu arkadaşların kafasına değil, tüm Kürt halkının kafasına sıkıldı. Bu içimizdeki acıyı az da olsa dindirmek için teselli edecek birkaç şey var; şehitlerimize verilen sözümüz, bu davanın peşini bırakmamak, katilleri bulmak ve adalete teslim etmek! Şehitlerimizin başlattığını bitirmek bizim boynumuzun borcudur. Ya Kürdistan özgürleşir, ya da faşizme mezar olacaktır. Tüm Kürt halkını, biraz da olsa vicdanı bu katliamı kabul etmeyen herkesi 11 Ocak’ta yapılacak yürüyüşe davet etmek istiyorum. Şehit namirin, an azadi, an azadi!” ANNE DOĞAN: FİDAN’IN GELECEĞİ GÜNÜ BEKLİYORUM Fidan Doğan’ın annesi Fatma Doğan’ın konuşmasını ise oturumun moderatörü Nursel Kılıç okudu: “Fidanı bekliyorum. O göründüğü gibiydi, gülmeyi çok seviyordu, gülüşü çok güzeldi. Dış kapıyı gözlüyorum, yine o gülüşüyle gireceğini, beni öpeceğini düşünüyorum. Bazı anlar zaman duruyor, acı bir annenin değil, insanım diyen herkesin kalbine oturuyor. Bir annenin değil, bütün annelerin kalbini kopardılar. Avrupa’ya geldiğimde üç kızımı bıraktım, Fidan aylarca benim gelmemi bekledi. Fidan, Fransa’ya geldiğinde 9 yaşındaydı. Çocukluğunda beri çok arkadaşı vardı. 16 yaşında Strasbourg’da taşındık. Çalışkan bir öğrenciydi. Derslerini kaçırmazdı. 17 yaşında Kürdistan özgürlük mücadelesine katılma kararı aldı. Bazen beni arar ve derdi sadece senin sesini duymak için aradım. Bense 15 yıldır gelmesini bekliyorum. Diyordum yeter gel artık. Bunu söyleyince rahatsız oluyordu. Ben Fidan’ın geleceği günü bekliyorum. Yeğenlerine, sizin için ben hayatımı feda ettim derdi. Evden her gidişinde onu gözden kaybedene kadar arkasından bakardım. Geçen yıl anneler günü için bana bir parfüm almıştı. Her dolabımı açtığımda o parfümü görüyorum. Ama ben o parfümü bitmesin diye kullanmıyorum. Ben hala evin kapısını gözlüyorum, o gülüşü ile gelecek ve beni öpecek.”

 

Ekleyen: Nuray Bayindir

671 kez okundu.

Check Also

Başsağlığı : İz bırakan gazeteci Celal Başlangıç unutulmayacak!

Avrupa Sürgünler Meclisi ( ASM ) olarak sürgünde yaşamak zorunda bırakılan değerli ve saygın gazeteci …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir