“VE MADEM Kİ BİR GÜN ÖLÜM MUKADDER; DENİZE DÖNMEK İSTİYORUM BEN SULARDA BATAN BİR IŞIK GİBİ SÖNMEK İSTİYORUM!” N.Hikmet  

nazim_hikmet_3

3 Haziran 1963!

 

17 Ocak 1902’de Selanik’te başlayan bir ömrün, Moskova’da 61 yıl sonra nihayetlenişinin tarihi! Nazım Hikmet Ran’ın “denize dönüşünün”, ama “bir ışık gibi sönmeyişinin”  52.yılındayız!

 

Yaşamının 12 yılı çeşitli hapishanelerde geçen, TKP üyeliğinin dışında 11 davadan yargılanan, askerlik yapmamak için ülkesini terkeden Nazım; VATAN HAİNİ ilan edilip, vatandaşlıktan çıkarıldığında şunları yazıyordu:

 

“Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, \vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan, \vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, \vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, \vatan, mızraklı ilmühalse, \vatan, polis copuysa, ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan, \vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa, \vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, ben vatan hainiyim”.

 

Sanatı; şiirleri, romanları, yazıları…kendi dilinde yasaklanandı Nazım. Kendi ülkesinde yasak olandı. Buna rağmen eserleri, yaklaşık 51 dile çevirildi. Sürgünde Edebiyat’ın en bilinen parçalarından birisi olarak geçti dünya tarihine.

 

Gittiği hiçbir ülkede “ağaç olup kök salmadığını”, yaşamı yakalayarak üretmekten vazgeçmediğini, “kuş olup uçmak”tan vazgeçmediğini; “şair başarılı olmak için, yapıtlarında maddi yaşamı aydınlatmak zorundadır” felsefesiyle-bu gerçeklerle, hep ezenlere karşı büyük barikatlar oluşturduğunu, ardında bıraktığı silinmez izlerden,  öğrendik-öğrenmeye devam ediyoruz Nazım’ın!!!

 

“Ben içeri düştüğümden beri, güneşin etrafında on kere döndü dünya”diyordu Nazım. Sen bu dünyayı terkettiğinden beri, güneşin etrafında 52 kere döndü dünya. Ama hala, dünyanın dörtbir yanında; bıraktığın satırlar, o satırlarındaki direniş, isyan, özlem, aşk, hasret…..ölümsüzce dönmeye devam ediyor hayatımızda.

 

“En fazla bir yıl sürer yirminci asırlarda ölüm acısı” demiştin; belki acılar anlamlarını değişdirdi yirminci asırlarda.

 

Ama; 21.yy.da, senin “Çocuklarımıza Nasihat”ın hala yaşamda sürmekte:

“Hakkındır yaramazlık.\ Dik duvarlara tırman\ yüksek ağaçlara çık. \ Usta bir kaplan\ gibi kullansın elin \ yerde yıldırım gibi giden bisikletini.. \ Ve din dersleri hocasının resmini yapan \ kurşunkaleminle yık\ Mızraklı İlmihalin \ yeşil sarıklı iskeletini.. \ Sen kendi cennetini \ kara toprağın üstünde kur. \ Coğrafya kitabıyla sustur, \ seni “Hilkati Adem”le aldatanı.. \ Sen sade toprağı  tanı \ toprağa inan. \ Ayırdetme öz anandan \ toprak ananı. \ Toprağı sev \ anan kadar..”.

 

Ama insanlık; hala kendisine katkı sunanlara karşı hafızasını yitirmemekte gururla-onurla direnmekte. Bu dirençle, satırlarının hayatımıza eşlik edişinin güzelliğiyle; saygıyla anıyoruz SENİ!

 

AVRUPA SÜRGÜNLER MECLİSİ

 

 

 

 

656 kez okundu.

Check Also

53 yıllık Sürgün Doğan Özgüden’in Sürgün Yazıları adlı kitaplarının 7. cildi de yayımlandı

11 Mayıs 2024… Bugün, Doğan Özgüden ve İnci Tuğsavul’un yarım yüzyılı çoktan aşan sürgünlerinin başlangıcının …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir