İz bırakan devrimci Ufuk…/ Hasan Aksu

Günler ağır, günler devrimci, demokrat, yurtsever cenahta bedel ödemiş güzel insanlarımızı yitirdiğimiz haberleriyle dolu. Ufuk Bektaş Karakaya da bu kervana bugün katıldı. Üzgünüz…
Ufukla köln’ de Enver Toksoy vesilesiyle tanıştım. Daha sonra uzun bir yolculukta dostluğumuz sürdü. Sürgünler meclisi yürütme kurulunda iki dönem birlikte çalıştık. Karınca -kararınca sürgünler sorununa çözümler aradık, birlikte bilgilendirme toplantılarına katıldık. 
Diyebilirim ki, samimi, mütevazi ve hoşgörü hamuruyla yoğrulmuş bir kişilikti. Devrime, insanlığın özgürleşmesine inanmış, bu uğurda ağır bedeller öderken tınmayan duruşunu, yaşadığı olumsuzluklara aldırış etmemesini, yakınmamasını sevmiştim. Bizi dost kılan gerçeklikte buydu.
Ne yazık ki,  Ufuk Bektaş Karakaya gibi Türkiye devrimci hareketinde bedel ödemiş olman bir şey ifade etmiyordu.
Eğer ki, kurumla yolların ayrılmışsa, ayrı düşünüyorsan veya o kurumun fikirlerini yanlış buluyorsan hemencecik olumsuz damga vuruluyor, bertaraf etme emrediyor merkezdekiler. Birden çok yapı belki bu söylediklerime ateş püskürtme, kızacak, linç kültürünü devreye sokacak ama olsun. Doğru bildiğimizden ısrarcı, değişim ve dönüşüme omuz verici olmaya devam edeceğiz.
Ufuk bektaş  arkadaşımızda bu olumsuzluklardan payına düşeni aldı. Hakaretlere,tehditlere ve şiddete kadar kadar olumsuz davranışlar vardırılmak istendi. 
Sol yanımız yaralı ne yazık ki, düşmanımız belli, düşmandan gelecek saldırıya amelde, bunu bilir ve gelen karşı devrimci saldırıya karşı direnmeyi biliriz. 
Ya devrimci örgüt olduğu iddiasında olan, gözü kendisinden başkasını görmeyen, at gözlüğüyle dünyaya bakan dostla düşmanı ayırt edemeyenlerin saldırılarına ne demeliyiz, demeli…
Tamda bu sol sekterizmin uzun yıllar devrimci kurumlarda kronik vakaya dönüşmesi sonucu ben merkezcilik ortaya çıkmaktadır. Tekçi, “en-en doğruca”kendinden başka kimsenin düşüncelerini doğru bulmayan bir anlayış özgürlükçü, özgürlüğün gürül, gürül fışkırdığı bir dünya bize sunabilirmi? 
Bir avuç marjinal yapı, halktan kopuk, kendi karmaşık iç sorunlar yumağında kendini boğanlar milyonlara bırakalım önderlik etmeyi kendilerine önderlik etmeyi beceremez durumdalar. Türkiye de yaşanan gerçekler aynasıdır, lafa bakılmaz. 
İşte, Ufuk bektaş Karakaya da bu sol sekter devrimci tutumla alakası olmayan zulme  maruz bırakıldı, dost dediklerinden yana yüreği yaralı, içi kan ağlayarak aramızdan ayrıldı. 
Ufuk Bektaş faşizmin her türlü baskısına, zulmüne boyun eğmeden, direnişini devam ettirerek tarihe iz bırakarak aramızdan ayrıldı. Üzgünüm, kızgınım ve kırgınım devrimci yapıların kendi yetmezliklerini dışarıda aramalarını kabullenemiyorum. 
Faşizme, emperyalizme karşı ödenecek bir bedel varsa kimseye boyun eğmeden, biat etmeden ödeyecek devrimci bilinç ve özveri bizim kuşaklarda var, var olacaktır.


88 kez okundu.

Check Also

SÜRGÜNDE MÜCADELECİ KADIN OLMAK – Nuray Bayındır

Sürgün insanın iradesi dışında ülkesinden, doğduğu coğrafyadan, bağlı bulunduğu topluluktan uzaklaştırılmasıdır. İnsanın sevdiklerinden, yaşadığı ortamdan, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir