GİRDAPTA AÇAN ÇİÇEKLER!

Ganime GülmezDSC_0365

Birkaç yüzyıldır insan dünyasına yönelik temel tehdit; bütün durağanlığı ortadan kaldırarak herşeyi harekete geçiren iktisadi modernleşme oldu(Marx’ın çözümlediği gibi). İnsanların insanlarla yarattığı kolektif yaşam, bu iktisadi modernleşme hızı karşısında; insanı insandan koparmanın da girdabı haline geldi. Ve dönüp-döndürüp durmakta.
Üretim-tüketim hızının artışının; buna paralel insani değerlerin de hızla tüketilişinin şaşkınlığında ve 21.yüzyıldayız! Ve böylesi bir asırda;
Çok uzak değil, bundan 15 yıl önce-dünya döngüsünün bu kadar hızlı değişimi içerisinde, kim derdi ki; Kürt Halkı il il genişleyerek kendi Partisi’ne bu kadar sıkı sarılmayı sürdürebilecek! Kim derdi ki; bu Parti Parlamento’ya girebilecek kadar oy alıp iradesini temsil edebilecek! Kim derdi ki; AKP karşısında bile oy artışını koruyabilecek…..! Kim derdi ki; bu Parti Parlamento binasında açlık grevi gerçekleştirebilecek, tankların önünde barikat kurmaya devam edecek, üyeleri tutuklanmaya devam edecek….
Bundan bir ay öncesine kadar, kim derdi ki; Selahattin Demirtaş Cumhurbaşkanlığı’na aday olacak! (Ben bu adımı haddim olmayarak; 21. yüzyılın en görkemli, halkıyla buluşan-halkının öfkesini, özlemlerini, umutlarını direk dile getirebilen bir hiciv sanatı olarak görüyorum. Ve dünyanın dörtbir yanında yaşamak zorunda bırakılan Kürt Halkı’nın, bunu anladığına yürekten inanıyorum.)
“Kendi iradesine sahip çıkan, özgürlük arayışını her koşulda sürdüren sizleri saygıyla-sevgiyle selamlıyorum!
12 yıl boyunca, barış, demokrasi, özgürlük kavramlarını dillerinde pelesenk ettiler. Bu kavramların içi hiç bu kadar boşalmamış, halkın bu kavramlara güveni hiç bu kadar kaybolmamıştı…Bizden de barış dilenip, önlerinde düğmelerimizi ilikleyip melul melul duracağımızı düşündüler…. Biz de cevap olarak, halk olarak ilk kez Çankaya’ya aday oluyoruz. Bu yüzden biz daha ilk gün kazandık. Hayalimiz hiçbir zaman koltuk olmadı. Bu yüzden biz daha ilk gün kazandık! Biz kazanacağız!
Sizler Erdoğan’a oy verenler; onu seviyorsanız, oy verdiğiniz Başbakan’ı düşünüyorsanız, bana oy verin. Çünkü ben Cumhurbaşkanı olursam; onu da denetlemek, onun yanlışlarını örtmek-düzeltmek, ELBETTE Kİ üstesinden de gelmek(burada dinleyiciler gözlerinden yaş gelene kadar kahkahalar atıyor) kolay olur.
Yapılan anketlere göre bir Kürt’le evlenmek istemem diyenlerin oranı %85! Aleviyle %65! Bu hale getirildi ülke halklarımız! Buna kim dur diyecek? Biz AKP’lisini de, …tüm halkları-mezhepleri de kucaklayacağız. Onlar bizim düşmanımız değil. Sadece ırkçı faşist olmasın, ırkçılığın-faşistliğin bizim kitabımızda yeri yok(burada dinleyiciler dolu dolu kahkahalar atıyor). Emekten, özgürlükten, barıştan, kardeşlikten olan herkes bizim dostumuz; biz sadece onların temsilcisi olmaya adayız…. Kendi Partim bile; uluslararası sermaye güçlerinin, devletin çıkarlarına-ezilenlerin, emekçilerin aleyhine önerge verse, veto edeceğim….( Burada Demirtaş’ta dalga geçercesine gülüyor, dinleyiciler de kahkahalarla- coşkuyla alkışlıyor. En nihayetinde Cumhurbaşkanlığı ne demek herkes biliyor!).
İŞİD’e toz kondurmayan Başbakan bir satırla düşüncelerini ifade etti ;“İnancınız varsa rehineleri bırakın” dedi. Başka bir yorum yok. Ama bize yağdırmadığı hakareti bırakmıyor hergün. HDP’nin Parlamento’da işi yok diyor Başbakan. Ama İŞİD’in Parlamento adayları olsa onlara kapıyı açar, başının üzerine koyar. Biz teröristiz, İŞİD onun kardeşi. Konuşacaksan konuş; İŞİD’e karşı Rojava’ya destek ver!
Avrupa’da demokrasi-insan hakları kuralları işliyor diyorsanız; Filistin’e, Musul’a, Rojava’ya da sessiz kalamazsınız. Almanya ve Fransa’nın İsrail’i desteklemesine ne demeli? Alman Parlamento üyesi bir temsilci, İsrail’de Alman menşeyli silahları belgeledi. Merkel hükümetinin İsrail destekçiliğini, halk bölücülüğünü anlamakta zorlanıyoruz….AKP döneminde; İsrail Malatya’daki NATO üslerini kullanabiliyor….
Seçimlerde 3 resim göreceksiniz. Bu resimlerdeki gözlere, vicdanınızın gözüyle bakın. Bu gözlere iyi bakın; size neler yaptıklarını, sizden neler çaldıklarını düşünün. Bunları vicdanınızın gözüyle okuyun!”-Selahattin Demirtaş’ın yarım saatlik Köln konuşmasından.-
Bunca kavram karışıklığı içerisinde; insani değerlerin altını çizen bu kavramların böyle güncellenmesi-hafızaların tazelenmesi ve yüzbinlerce insanın yüreğine yerleşmesi ne ifade ediyor? Dünyayı birileri hızla değiştiriyor. Bu değişimde insanlığın hangi değerleri unutturuluyor, insanlık nelere yabancılaştı-yabancılaştırılmaya devam ediyor?
Sokakta rastladığınız “kendi iradesine sahip çıkan, özgürlük arayışını sürdüren” hangi bireye rastlarsanız rastlayın; bu kavramları, iliklerine kadar hissedip sizinle paylaşma coşkusu ne anlama geliyor?
Ölüm haberi almadığı tek gün geçirmeye bile hakkı olmayan, nice yenilgilere, sürgünlere, kayıplara, yarım asırdır süren bir savaşa rağmen; umudunu-coşkusunu-birlikteliğini kaybetmeyen bu halkın varlığı ne anlama geliyor?
Bu sahne; “önünde mi, arkasında mı, içinde mi” yürüyelim sorusunu yöneltmekten ibaret bir sahne mi?
Baharda açan çiçekleri görünce, koklayıp keyfini mi çıkarıyoruz; tohumlarından bir sonraki bahara renk katacak çiçekleri mi bekliyoruz? Yoksa birkaç hafta sonra solacaklar zaten, çiçek dediğin nedir ki; açar, solar, sonsuza kadar yaşamaz mı diyoruz? Hele çiçekler fırtınalar içinde açıyorsa; kökleri, onu bütün fırtınalara rağmen koruyup-kucaklıyorsa!!
PEKİ TARİHSEL GELİŞMELERE NASIL BAKIYORUZ?
25.07.2014

1076 kez okundu.

Check Also

ASM Yürütme Kurulu 9. Toplantısı Gerçekleşti

Dünyada emperyalistler arası savaş ve işgallerin sürdüğü, silahlanmaya yönelik askeri bütçelerin artırıldığı, 16-18 Şubat tarihleri …

One comment

  1. Ganime Gülmez

    Yeni bir yazi yazmaktansa; buraya yorum olarak eklemeyi uygun gördüm!
    Önceki Cumartesi Almanya`nin bir cok sehrinde oldugu gibi, bulundugum sehir Giessen`de de “Filistin`e özgürlük” slogani altinda bir yürüyüs gerceklesti. Bu yürüyüsler gazetelerin manset haberleri oldu! Haberler pozitifti!
    Yürüyüs alanina girdiginizde; Filistin ve Türk bayraklari, Arapca ve Almanca yazilar vardi. Birkac kadin disinda, neredeyse bütün kadinlar türbanliydi. Katilimcilarin %99`u cami cevrelerinden gelenlerdi. Hic Türkce konusma yapilmadi ve Türkiyeliler kendilerini ele vermemek icin cok usta davrandilar. AKP`li olduklarini ve secim öncesi “halki imana getirme” calismalarini özenle gizlediler. Cok iyi tanidigim insanlara rastlamasaydim, “camilerde, haftalardir bu günü örgütlemek icin ugrastiklarini” ögrenemezdim.
    Almanya`nin göbeginde; “Allahu Ekber” cigliklari yankilaniyordu! Inanclara karsi degiliz! Ama neden kim olduklarini ve ne icin bulustuklarini acikca ifade etmediler! Hicbir yerel gazeteci, onlarin kim oldugunu anlayamadi! “Bunlar kim?” diye merakla sorsalarda; “ben sadece gördügümü yazabilirim, yorum yapamam ama” demekle kaldi! Mükemmel “savas karsiti” konusmalar yaptilar! Ve bu yürüyüsü sadece internet üzerinden organize ettiklerini söylediler! Katilimci bir yigin insan Almanca anlamiyordu, kendileri adina ne konusuldugunu bilmiyorlardi; “su Ramazan vakti Allah sesimizi duysun, savaslar artik bitsin” diyorlardi.
    Ama gencler örgütlü gelmislerdi!
    Her yerel basina “Filistin`e özgürlük talep eden müslümanlar olarak” gecildi!
    Nasil bir zamandan geciyoruz!!!!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir