GEZİNİN DİRENİŞ RUHU STRASBOURG’DAYDI

gezide_oldurulen_genclerin_davalari_aihmde_h43023Fevzi Karadenizgezi-resimtaksim_gezi_parki_olaylari_h1310 (1)

Bugün 10 Ekim 2013. Gezi Direnişi’nde katledilen gençlerin aileleri Strasbourg’daydı.

Gezi Direnişi’nde polisin vahşice saldırıları sonucu İstanbul, Ankara, Eskişehir ve Antakya’da yaşamlarını yitiren gençlerin aileleri ve avukatları AİHM ‘e başvurdular.

Bugün saat 14 de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Önünde gerçekleştirilen bir mitingde basına açıklama yapıldı ve AİHM’e dosyalar sunuldu.

Değişik politik çevrelerden insanların katıldığı mitingde sık sık “Her yer Taksim her yer direniş” , “Faşizme karşı omuz omuza”, “Biji biratiya Gelan!” , “Gezi şehitleri ölümsüzdür” sloganları atıldı.

O arada “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sesleri de duyuldu. Savaş karşıtlarının, anti-militaristlerin, devrimcilerin zorunlu askerliğin kaldırılmasını istediği günümüzde çoğunluğu kadın olan bu slogan sahiplerinin asker olma istekleri gülüşmelere neden oldu.

Mitingden sonra ise Strasbourg Alevi Kültür Merkezinde bir toplantı düzenlendi. Toplantıda ilk sözü alan Sarısülük’ün annesi Safiye Sarısülük “Yüreğim yanıyor” diye başladığı kısa konuşmasında “oğlumu toprağa verdim ama katil aramızda dolaşıyor. Bir oğul verdim ama şimdi binlerce oğlum var” diyerek dayanışmada bulunanlara teşekkür etti.

Ali İhsan Korkmaz’ın annesi “Ali İhsan henüz 19 yaşındaydı. Geleceğe dair umutları vardı. Katiller onu elimden aldılar. Hepimizin başı sağolsun. Bütün şehitler evlatlarımdır” diyerek sürdürdü konuşmasını.

 

Abdullah Cömert’in abisi Zafer Cömer “Güzel ülkemi, canım ülkemi şikayete geldim. Bizim gibi vatanseverlere bunu yaptırıyorlar. Bu bize dokunuyor ama Türkiye’de hukuk ayaklar altındadır. Başka Ali İhsan’lar, başka Ethem’ler öldürülmesin diye sonuna kadar gideceğiz. Yalnız katil polislerin değil, onların başlarının, başbakanlarının cezalandırılmasını istiyoruz” diye bitirdi konuşmasını.

 

Söz alan Taksim Dayanışması Sekreteri, herkesin Mücella abla’sı “ailelerin sözleri üzerine fazla söz söylemek istemiyorum” dedikten sonra “AKP ve MHP’nin dışında neredeyse tüm siyasi partilerin, sendikaların, meslek odalarının, diğer meslek kuruluşlarının içinde yer aldığı 180 kuruluş adına size söz verebilirim. Demokratik ve yaşanabilir bir Türkiye için bu mücadelenin peşini bırakmayacağız” dedi.

 

Sarısülük’ün Avukatı Çağdaş Hukukçular Derneği’nden Kazım Bayraktar Gezi Direnişi’nde yaşanan vahşetin bir kısmının ana akım medyada yer almadığını vurguladıktan sonra, katliamı, delil karartmaları, mahkemedeki zorbalıkları, soytarılıkları uzun uzun anlattı. 12 Eylül’de de davalara girdiğini ama bukadar hukuksuzluk yaşamadığını vurguladı.

 

Ali İhsan Korkmaz’ın Avukatı “Eskişehir’de halkın davaya sahiplendiğini, adının bir parka verilmesi için yirmi bin imza topladıklarını anlattı. Bu sahiplenmeden korktukları için Eskişehir’de güvenlik yok gerekçesiyle davayı başka şehre almak istiyorlar. Oysa Eskişehir güvenli bir yerdir diye Uğur Kaymaz’ın, Şerzan Kurt’un davalarını ve Yüksekova olayını buraya almışlardı” diyerek iktidarın yalanlarını açıklıyordu.

Abdullah Cömert’in Avukatı Hatice Can Antakya’dan geliyordu. “Çok dilli, çok kültürlü şehrimizden Abdullah Cömert, Ali İhsan Korkmaz, Ahmet Atakan gibi üç değerli gencimizi katlettiler.” diyerek konuşmasını sürdürdü.

 

En son söz alan Sarısülük’ün abisi Mustafa “ Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve onların bünyesindeki Parti Gruplarıyla, İşkenceyi Önleme Komitesi ile görüştük. Olumlu sonuç alacağımızı düşünüyoruz. Burada Gezi Direnişi’ni uzun konuşmak isterdim ama zamanımız sınırlı. Şunu söyleyeyim ki Türkiye tarihsel bir süreçten geçiyor.

 

Bu faşist baskılar, vahşice saldırılar için siz de bizimle acı çektiniz. Hepinize çok teşekkür ediyorum” diyerek konuşmasını sonuçlandırdı.

 

Alkışlarla, sloganlarla tamamlanan toplantıda vedalaşma anı geldiğinde duygulu anlar yaşandı. Aileler ve toplantıya katılanlar gözyaşlarını tutamadı.

 

590 kez okundu.

Check Also

Başsağlığı : İz bırakan gazeteci Celal Başlangıç unutulmayacak!

Avrupa Sürgünler Meclisi ( ASM ) olarak sürgünde yaşamak zorunda bırakılan değerli ve saygın gazeteci …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir