HAFIZAYA YAZILAN KARANLIK VE VİCDANIN YANITI : HAFIZA YALNIZ DEĞİLDİR!

Olay, gazeteci ve fotoğrafçı ASM Yürütme Kurulu üyesi Enver Enli’nin anıtı görüntülediği sırada ortaya çıktı. Anıttaki yazıya siyah boyayla eklenen “değildir” ifadesiyle, Nazi dönemindeki zorla kısırlaştırma uygulamalarını mahkûm eden mesaj tersine çevrilmeye çalışıldı.

Enli’nin durumu belgeleyerek ilgili kurumlara bildirmesinin ardından Mannheim Belediyesi ve çeşitli kurumlar hızla harekete geçti. Şehir hizmetleri bilgilendirildi, kamuoyu haberdar edildi ve anıttaki tahrifat kısa süre içinde temizlendi.

Demokratik kurumlar sessiz kalmadı

Olayın ardından belediye meclisi üyeleri, kültür çevreleri ve demokratik kurumlar saldırıya tepki gösterdi. QuerKultur-KulturQuer Başkanı Gisela Kerntke, olayın kamuoyuna taşınmasının önemine dikkat çekerken, yayıncı Ulrich Welhöfer yaşananları “öfke verici” olarak değerlendirdi.

En sert tepkilerden biri ise uzun yıllardır Nazi döneminin mağdurlarına ilişkin çalışmalar yürüten AK-Justiz Mannheim’dan geldi. Kurum tarafından yapılan açıklamada, saldırının Mannheim’da zorla kısırlaştırılan yaklaşık 1900 kurbanla alay etmek anlamına geldiği belirtildi.

Açıklamada ayrıca, olayın yalnızca geçmişin mağdurlarını hedef almadığı, aynı zamanda faşizm karşıtı demokratik anma kültürüne yönelik bir saldırı olduğu vurgulandı.

“Saldırıya uğrayan hafızaydı”

Bazen tarih bir kitapta değil, bir anıtın üzerinde değiştirilen tek bir kelimede karşınıza çıkar.
Geçtiğimiz günlerde Mannheim’da Nazi döneminin zorla kısırlaştırma mağdurlarına adanan anıtı fotoğraflarken buna tanıklık ettim. Anıtın üzerinde yıllardır duran “Zorla kısırlaştırma bir suçtur” cümlesine siyah boyayla yalnızca bir kelime eklenmişti:
“DEĞİLDİR.”
Bir kelime…
Ama o kelimenin arkasında milyonlarca insanın hafızasını hedef alan bir zihniyet vardı.
Yıllar önce Mannheim’da AK-Justiz Mannheim ile yaptığım görüşmeler sırasında, zorla kısırlaştırılan insanların hikâyelerini araştırmış, bu mücadeleyi yürüten insanların emeklerine tanıklık etmiştim. Anne Barbara Dell, Barbara Ritter ve onların etrafında toplanan gönüllüler, unutulmuş kurbanların yeniden görünür olması için yıllarca çalışmışlardı.
O gün kurulan hafıza nöbetinin bugün hâlâ gerekli olması düşündürücüydü.
Anıtın tahrip edildiğini fark ettiğim anda fotoğrafları çektim, belgeledim ve ilgili kurumlara ulaştırdım.
Sonrasında yaşananlar ise Mannheim’ın başka bir yüzünü gösterdi.
Belediye yetkilileri hızla harekete geçti.
Şehir hizmetleri bilgilendirildi.
Basın haberdar edildi.
Gerekirse ertesi gün anıtın bizzat temizleneceği bildirildi.
Belediye Meclisi üyeleri, kültür çevreleri ve demokratik kurumlar sessiz kalmadı.
QuerKultur-KulturQuer Başkanı Gisela Kerntke konunun kamuoyuna taşınmasının önemine dikkat çekti.
Yayıncı Ulrich Welhöfer yaşananların öfke verici olduğunu belirtti.
AK-Justiz Mannheim ise saldırıyı en açık biçimde tanımlayan kurumlardan biri oldu.
Yaptıkları açıklamada, bu eylemin Mannheim’da zorla kısırlaştırılan yaklaşık 1900 kurbanla alay etmek anlamına geldiğini ve aynı zamanda faşizm karşıtı demokratik anma kültürüne yönelik bir saldırı olduğunu vurguladılar.
Bu değerlendirme son derece yerindeydi.
Çünkü saldırıya uğrayan yalnızca metal bir yüzey değildi.
Saldırıya uğrayan şey hafızaydı.
Saldırıya uğrayan şey insan onuruydu.
Saldırıya uğrayan şey geçmişten çıkarılan derslerdi.
AK-Justiz Mannheim açıklamasında ayrıca önemli bir gerçeğe dikkat çekiyordu: Anıt alanları sürekli saldırı tehdidi altındadır ve eğitim ile anma çalışmalarına her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.
Bu sözler yalnız Mannheim için değil, bütün Avrupa için geçerlidir.
Bugün aşırı sağın yükseldiği, yabancı düşmanlığının yeniden görünür hale geldiği, tarihsel gerçeklerin çarpıtılmaya çalışıldığı bir dönemde yaşıyoruz.
Tam da bu nedenle hafızayı korumak, geçmişi hatırlamak ve insanlık suçlarını görünür kılmak yalnız tarihçilerin değil, toplumun ortak görevidir.
Sevindirici olan ise bu kez karanlığın karşılıksız kalmamış olmasıdır.
Anıttaki tahrifat temizlendi.
Polise suç duyurusunda bulunuldu.
Kurumlar harekete geçti.
Ve en önemlisi insanlar sessiz kalmadı.
AK-Justiz Mannheim açıklamasının sonunda saldırıyı ilk fark edip bildirdiğim için bana teşekkür etti.
Ben bunu kişisel bir teşekkür olarak değil, gazeteciliğin ve tanıklığın önemine yapılmış bir vurgu olarak görüyorum.
Çünkü bazen bir fotoğraf yalnızca bir fotoğraf değildir.
Bazen tarihe düşülen bir nottur.
Bazen karanlığın görünür hale gelmesini sağlar.
Ve bazen de onlarca insanın ortak vicdanını harekete geçirir.
Bugün anıt yeniden yerinde duruyor.
Ama geride yalnızca temizlenmiş bir yazı kalmadı.
Geride, hafızanın sahipsiz olmadığını gösteren güçlü bir dayanışma örneği kaldı.
Çünkü geçmiş unutulmasın diye verilen mücadele sürüyor.
Ve çünkü hafıza yalnız değildir.

Enver Enli | Mannheim

7 kez okundu.

Check Also

GÖÇMEN KUŞLARI!…/ Ozan Şiar

Ne zaman gurbet üzerine bir ezgi dinlesem; ne zaman ayrılık temasına bir eser yazsam, yüreğimde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir