HEPİMİZ EZİDİYİZ, HEPİMİZ ŞENGAL‘LİYİZ !

10421556_824779434228933_4497650837578937355_n

Nuray Bayındır / İrfan Dayıoğlu
Eli kanlı IŞİD canilerinin Ezidi Toplumuna ve Ezidi Canların kadim yurdu Şengal’e ve kutsal mekan Laleş’e saldırısı karşısında sessiz kalınamaz.
Ezidilere yönelik katliam, tüm mazlum inanç toplumlarına ve ezilen halklara yapılan katliamdır. Ezidilere yönelik katliam, tüm insanlığa yapılmış bir katliamdır. Bugün Şengal dağlarında Ezidi halkın yanında, Hristiyanlar, şii ve sünni Araplar ve Türkmenler de yaşam mücadelesi veriyor. Kendisine insanım diyenler, devrimciyim, demokratım, Aleviyim, Müslümanım kısacası insanım diyenler bir kez daha bu mazlum halk topluluğunun, Zerdüşt inancının son temsilcilerinin yeryüzünden silinmek istenmesine seyirci kalamaz, kalmamalıdır.
Bugün Şengal’in düşmesi bölgede müslüman topluluklar dışında kimsenin kalmaması demektir. Şengal’in düşmesi, tüm kıyım ve katliamlara karşın yüzyıllardır bir arada yaşayan değişik halk ve inançların bir daha asla bir araya gelememesine yol açar. IŞİD’çi canilerin ve onları sahaya süren kapitalist modernite canavarlarının da asıl amacı budur.
Bölgenin halkları ve inanç toplulukları arasına kap kara aşılmaz duvarlar örerek, bölmek ve yönetmektir asıl amaç. Amacın bir diğeri de PKK önderlikli özgürlük hareketinin PYD yönetiminde Rojava’da hayata geçirdiği anti-kapitalist yaşam modelinin hayata geçmesini önlemektir.
Bugün Ezidi Kürtleri ana yurtları Şengal’den çıkarıp köksüzleştirmek isteyenler, emperyalistler ve yerli işbirlikçileridir. IŞİD sadece bu işin tetikçisidir.
Ezidilik, Kürt Kızılbaş Aleviliğinin yanında, bir Kürt inancı olan Zerdüştiliğin günümüzdeki yaşayan biçimidir. Tamamen Kürdi bir inançtır. Ezidiliğe saldırı bir bütün Kürt halkına saldırı anlamına gelir. Kürdün tarihi ile olan son inançsal bağlarını koparma amaçlıdır. Bu açıdan Ezdi halkın savunulması bütün Kürtler ve bölgenin ilerici güçleri için bir namus borcudur.
Şairin dediği gibi:
„ Yezidi bir bakıştır güneş
toplanır mahşerinde yüzümüz
aç yüzünü ey Laleş
ne sana ne tarihe sığar hüznümüz…

bak! yenilmedik daha
doğdukça her asır rahminde annelerin
Ninova’da gün doğmakta
bak çocuklar hala ölüyor Laleş! kefensiz
ve yurtsuz gözleriyle
aç koynunu ne olur. sana kinimi vereyim altın bir sunakta

seninle selam duralım güneşe
al koynuna Laleş
yüz çevirme ne olur.
kelimeler fırtınaya tutuluyor dilimde
bak çocuklar da hala ölüyor
karınları deşiliyor gelinlerin

yine jenosid Laleş
her günümüz katliam
gözyaşı,
yalın ayak gezen çocuklar kadar alışık
toprağa değen minik çıplak ayaklar ölüyor laleş
vuruluyor aşklar
yol kenarlarında cesetleri

kim silecek alnımızdaki teri?
kim söyleyecek annelerimize ninnileri?
annelerimiz ölüyor Laleş! çocukları soğuk memelerini emiyor ölü annelerinin
anneleri ölüyor ölü çocukların Hiroşima’da
kanları Halepçe’de asılı kalır…

tarihim, tarifim
esmerliğim ve onurum
neyim varsa sendendir
önünde diz çökmedi mi Timur?
ak sakalına yalvarmadı mı İskender?
şimdi yetimiz
aç koynunu Laleş bana elini ver….“
Laleş’i karanlığın temsilcisi güçlere teslim etmek, Kürdün namusunu teslim etmektir. Ezidi halkın son sığınağı Şengal ve kutsal Laleş alçakların çizmeleri altındayken kendisine insanım diyen, devrimciyim, ilericiyim, yurtseverim diyenler sessiz kalamazlar.
Umuyor ve inanıyoruz ki, Kürt halkı ve onun temsilcileri, bölgenin ilerici, devrimci güçleri Ezidi Kürtleri yalnız bırakmayacak ve 73. Ezidi kıyımına müsade etmeyecektir. Nitekim hem PYD, hem de HPG özel kuvvetleri bölgeye intikal etmiş ve dağlara sığınan Ezidi halkının güvenliğini sağlamak ve IŞİD’çi çetelerin saldırılarını durdurmak için savaşa girişmiştir. Diğer Kürdistani askeri güçlerin de en kısa zamanda bölgeye intikal ederek İŞİD çetelerini durdurmak ve son ferdine kadar kovalamak için savaşa katılacaklarına inanmak istiyoruz.
Ancak KDP Peşmergelerinin saldırının ilk gününde takındıkları tutum düşündürücüdür. Küçük siyasi çıkar hesapları uğruna Ezidi halk İŞİD’çi cellatların insafına terk edilmiştir.

„IŞİD’in Şengal’e saldırmasında en dikkat çeken ise KDP’nin durumudur; Şengal’i direnmeden bırakmasıdır. Musul da direnilmeden IŞİD’e bırakılmıştı. On binlerce, hatta yüz binlerce Kürt Musul ve çevresini terk etmişti. Yine IŞİD saldırılarında on binlerce Türkmen Telaffer’i terk ederek Şengal’e ve diğer alanlara göç etmişti. KDP tüm bu saldırılar karşısında sessiz kalmıştır. Maliki düşmanlığı ile IŞİD’le ittifak da yapmıştı. Güney Kürdistan’da herkes IŞİD’le KDP’nin ilişkisi ve ittifakından söz etmektedir. Bu durum çocukların bile diline düşmüştür. KDP Rojava’da PYD’ye yaptığı düşmanlığı veya karşıtlığı IŞİD’e karşı göstermemektedir. Hatta IŞİD’in Rojava Devrimi’ni yenilgiye uğratmasını beklemektedir. Böyle olursa Rojava kendisine muhtaç olacak ya da Rojava’ya girme fırsatı yakalamış olacaktır. Geçen günler peşmergeye Rojava’yı savunmaya hazırlanın, Rojava’daki durum geçicidir denilmesi bu gerçekliği ifade etmektedir.
Şengal böyle terk edilebilir mi? Ezidi Kürtler tüm Kürtlerin onuru ve namusu değil midir? Kürtler içinde en az nüfusa sahip inanç olan Êzidîler savunulmuyorsa kim namustan ve onurdan söz edebilir? Sadece Kürtlerin benimsediği inanç Êzidîliktir. İslamiyet, Alevilik çok farklı ulusal topluluklar tarafından benimsenmiştir. Êzidîlik ise sadece Kürtlerde vardır. Tüm Êzidîler Kürt’tür. İbadetlerini de sadece Kürtçe ile yaparlar. Kürtler Êzidî inancına sahip Kürtleri savunamazlarsa kendilerini de savunamazlar. Êzidîleri savunmayanlar onursuz ve namussuz olur. Namus ve onur sahibi olmayanlar da hiçbir değeri savunamazlar. KDP ne Musul’u ne Şengal’i savunmuştur. Direnmeden teslim edilmiştir. Bazı Tv’lerin KDP şurada direndi, burada direndi gibi haberleri yalandır. KDP’nin direnmeden güçlerini geri çekme rezaletini örtmeye yöneliktir. Hiçbir Kürt KDP’nin bu tutumunu kabul etmemeli, onurlarını ve namuslarını korumak için IŞİD’e karşı direnerek Êzidî Kürtlerin ve Rojava Devrimcilerinin yanında yer almalıdır.“ (Hüseyin Ali)
Bugün ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek isteyenler önlerinde engel olarak Kürt Özgürlük Hareketini görmekte ve Rojava’da ortaya çıkan halklar seçeneği yapılanmayı boğmak için harekete geçmiş bulunmaktadır. Şengale yapılan saldırı ve KDP’nin geri çekilişi bu oyunun bir parçasıdır. Önce İŞİD eliyle HPG-YPG-YPJ güçlerinin direnme azmi kırılacak ve arkasından da kurtarıcı rolünde İŞİD’e karşı savaşılıyormuş görüntüsü verilerek bölge denetime alınacaktır.

İŞİD’in amacı Musul‘dan Rojava‘ya bir koridor açarak Musul’dan ağır silahlarını taşıyıp Rojava‘yı dört bir yandan kuşatarak işgal etmek ve oradan da Suriye topraklarından Akdenize ulaşmaktır.

Rojava’nın düşmesi IŞİD ve benzeri amaçlı çetelerin Türkiye ile komşu olmasına yol açacak ve ilerde Türkiye’de başta Aleviler olmak üzere tüm ilerici güçlere karşı katliamlara başlayacaklardır. IŞİD bir bumerangtır, sonunda dönüp onu sahaya sürenleri vuracaktır. Tıpkı Afganistanda Taliban’ın yaptığı gibi.
AKP iktidarı bugün doğrudan IŞİD çetelerini destekliyor. Savaşçıları Türkiye üzerinden cepheye ulaşıyor. IŞİD içindeki çetelerin yüzde onu Türklerden oluşmaktadır. Yarın bu çeteler Türkiye’ye dönüp burada köşelerine çekilip oturmayacaklardır.

Başta Türkiye kamuoyu olmak üzere, Dünya ve Ortadoğu’nun demokratik kamuoyu ve vicdanlı toplulukları da IŞİD çetelerinin Şengal’e yönelik saldırısına sessiz kalmamalıdır. Êzidiler insanlık kültürünün sadece Kürtlere değil, tüm insanlığa bıraktığı bir miras ve emanettir.
Artık başta Kürtler olmak üzere bölgenin tüm ilerici, demokratik güçleri basit siyasi çıkar hesaplarını bir tarafa bırakıp bu insanlık düşmanı çetelere karşı güçlerini birleştirmeli, omuz omuza direniş sergilemelidir.
MLKP’nin Rojava’ya gerilla birliği göndermesini selamlıyoruz. Işte sözü ile özü bir olmanın örneği budur. Artık Kürt halkı ve bölgenin mazlum haklarıyla dayanışma kuru söylemlerin ötesine çıkmalıdır. MLKP bu davranışıyla enternasyonalist dayanışmanın somut örneğini vermiştir. Şimdi sıra diğer Türkiyeli sol siyasi yapılanmalarındadır. Artık sözden eyleme geçme zamanıdır diyoruz.
Bu emperyalist maşası katil sürüleri ve destekçisi uluslararası gericilik, bölge halklarına yönelik bir saldırı olduğunda tüm ilerici, devrimci güçleri karşılarında göreceklerini bilmelidirler. Artık hiçbir devletin, hiçbir siyasi gücün Kürdistan’ın bir parçasındaki Kürt toplumunu, Kürt siyasi hareketini ve direnişini yenilgiye uğratamayacağını; saldırganların bu şanslarını artık kaybettiklerini, birliklerini ve direnişlerini yükselterek göstermelidirler.
Gün kültürü, inancı, bir bütün olarak tüm toplumsal değerlerinin ayaklar altına alınarak bitirilmek istenilen insanlığa sahip çıkma günüdür.
Gün dünyanın neresinde olursak olalım, her ulustan ve her inançtan ilericilerin, devrimcilerin, demokratların BEN EZİDİYİM, BEN ŞENGAL‘LİYİM deme günüdür.

675 kez okundu.

Check Also

“Sürgün ve Kadınlar” – Engin Erkiner

Avrupa Sürgünler Meclisi ( ASM ) Yürütme ve Yayın Kurulu üyelerimizden Engin Erkiner tarafından “Sürgün …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir