Avrupa Konferansı ve sürgünler / METİN AYÇİÇEK

44Avrupa Konferansı ve sürgünler

Avrupa Konferansı ile birlikte, Barış ve Demokrasi Konferansları’nın üçüncüsünü de gerçekleştirmiş olduk.  Bundan sonrası, ortaya çıkan eleştirilerin ve kararların uygulanmasına yönelik atılacak adımların takibi için ciddi “izleme gruplarının” oluşturulmasıdır. Örgütlenmeye ilişkin alınan kararlar büyük bir kararlılık ve ciddiyetle gerçekleştirilmeli ve yakalanmış olan bu büyük birliktelik anlayışının kalıcılığının sağlanabilmesi için ortak eylemliliği artırmak olmalıdır.

***
Konferans’da Avrupa Sürgünler Platformu adına “Sürgünlük ve Sürgünlere İlişkin Demokratik İstemler” başlığıyla bir sunumda bulundum. Sonrasında, Konferans Sonuç Bildirisi Taslağı’nda sürgünlerin taleplerine ilişkin 6. maddeye yönelik olarak da yazılı bir düzeltme önerisi verdim. Konuşma taleplerinin çok fazla olması nedeniyle Konferans’ın zamanında bitirilememesi riski söz konusu olduğu için Divan’ın “taslağın sunulan önerilerle birlikte değerlendirilerek kabul edilmesi” mealindeki önerisiyle taslak oylanarak kabul edildi. Ne var ki hem Sonuç Bildirisi’nin yayınlanmış hali, hem de Konferans’a ilişkin gazetemizin aktarımında ortaya çıkan bir yanlışlık Konferans’ta sürgünler sorununun anlaşılmasını zorlaştıran bir biçim almasına neden olmuştur. Avrupa Sürgünler Platformu’nun konuya ilişkin düşüncelerinin muğlaklaşmaması için iki noktadan bunun düzeltilmesi gerekmektedir.
Birincisi: Gazetemizin 1 Temmuz baskısında 4. Sayfada “Halklar Barışı Sahipleniyor” başlığıyla verilen ayrıntılı haberin “Sürgünleri Geri Dönüşü” ara başlığı altında benden aktarım olarak şu sözler yer almaktadır:
“Ayçiçek, Avrupa’da yaşayan sürgünlerin geri dönüşü konusunda derhal 78’den başlayarak günümüze kadar genel bir affın çıkarılması…” dedi. Oysa ne Sunum’da, ne de sunum için yapılan konuşmada sürgün belirlemelerinde 68, 78 gibi belirlemeler yapılmamıştır. Sürgünler Platformu sürgünlük olayını bu tür tarihlerle sınırlama eğilimine hiçbir zaman girmemiştir. Halklar mezarlığı haline getirilen bu coğrafyada sürgünlük en ez birkaç yüzyıllık bir tarihi kapsamaktadır.
İkincisi: Önce taslak metinde yer alan; değişiklik önerimize rağmen aynen yayınlanan Sonuç Bildirisi metninde 6. Madde altında aktarılan karar ifadesi şöyledir: “6- Başta hasta ve çocuk tutsaklar olmak üzere, tüm siyasi tutukluların en kısa zamanda serbest bırakılmalarını sağlayacak yasal düzenlemelerin ivedilikle ele alınmasını ve uygulamaya sokulmasını talep ediyoruz. Bununla bağlantılı olarak Avrupa’da sayıları on binleri aşan darbelerin ve kirli savaşın mağduru sürgünlerin ülkelerine bütün yurttaşlık haklarının iade edildiği özgür bireyler olarak geri dönebilmelerinin sağlanması için, hükümeti ve TBMM’ni gecikmeden gerekli yasal düzenlemeleri karar altına alıp, uygulamaya sokmaya çağırıyoruz.”
Divan’a sunulan yazılı düzeltme önerimiz mealen şöyle idi:
Öncelikle, 6. maddede “siyasal tutuklular” ile “sürgünler” maddesini tek başlık altında toplamak büyük yanlıştır. İkisi ayrı durumları adlandırır ve ortak istemleri olabileceği gibi farklı istemlere de sahiptirler. Örneğin sürgünlük, bir “siyasal af” ile asla daraltılamaz. Bu nedenle, 6. Maddenin ikiye ayrılarak, “Bununla bağlantılı olarak…” diye başlayan cümleden öncesini bir madde (6) ve devamını ayrı bir madde (7) halinde ifade etmek gerekirdi.
Ve daha önemlisi; Sonuç Bildirisi’ndeki “Avrupa’da sayıları on binleri aşan darbelerin ve kirli savaşın mağduru sürgünlerin” biçiminde ifade edilerek daraltılmış halinden kurtararak, şöyle ifade edilmesini istemiştik: “Avrupa’da sayıları on binleri aşan soykırımların, katliamların, zulüm, dışlama, askeri darbe ve kirli savaşın mağduru sürgünlerin ülkelerine bütün yurttaşlık haklarının ve gasp edilen mal varlıklarının iade ve zararlarının tazmin edildiği özgür bireyler olarak geri dönebilmelerinin sağlanması için, hükümeti ve TBMM’ni gecikmeden gerekli yasal düzenlemeleri karar altına alıp, uygulamaya sokmaya çağırıyoruz.” Zira Bildiri’deki haliyle sürgün tanımı, sürgünlüğe ilişkin tanımlar içerisinde en gerisini temsil eden “1951 Cenevre Sözleşmesi”nin tanımının bile çok çok gerisinde bir darlığa sahiptir. Avrupa Sürgünler Platformu’nun kendi Program’ında yer alan tanım ise şöyledir: “Sürgünlük, sosyal, politik, inançsal farklılıklar veya savaşlar ve benzeri nedenlerle ya da doğal afetlerle gerekçelendirilerek insanların doğdukları toprakları ya da yaşam alanlarını terk etmek zorunda bırakma ya da bıraktırılma halidir. Kendi iradesi dışında bir dayatma olarak bu hal içinde yaşamak zorunda bırakılan kişi ise, sürgün olarak tanımlanır.”
Sürgünde yaşayan başta Ermeniler, Asuri-Keldaniler, Rumlar, Lazlar, Çerkezler ve diğer Anadolu-Mezopotamya kökenli halk gruplarını ya da Aleviler, Ezidiler, Süryaniler ve dıştalanmış, baskı altına alınmış diğer inançları hatırlamak bile önerimizin haklılığını kanıtlar.

443 kez okundu.

Check Also

Freedom protests for Ecevit Piroğlu in Europe

Freedom protests for Ecevit Piroğlu in Europe One of the demonstrations held in front of …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir