Tag: sürgün

TESLİM TÖRE VE YARATICI SÜRGÜNLÜK

 

15139745_1201087319972105_1997264154_n-450x600

Teslim Töre 16 yıllık sürgünlük hayatının ardından 80 yaşında Bern’de aramızdan ayrıldı. Teslim Töre tarihteki ne ilk sürgündü ve ne de sonuncusu oldu ama sürgünlükte özel bir kategoriye, “yaratıcı sürgünlük”e girdi.

Hayata küsmek, içine kapanmak, kendini yeniden üretememek politik sürgünlerde sık olarak görülür. Yıllardır yaşadığı ülkenin dilinde birkaç cümle kurmayı bile öğrenmemiş olanlar az değildir. Anılarıyla yaşarlar, geride bırakmak zorunda kaldıkları ülke ve insanlarla sürekli ilgilenirler; bu ilgi bütün hayatlarını doldurur. Aradan yıllar geçtikten sonra zamanın geçip gittiğini, yıllardır yaşadıkları ülkede dikkate değer bir şey yapamadıklarını fark ederler. Bu acı bir durumdur ve çok sayıda siyasi insanın başına gelmiştir.

Yaratıcı sürgünlük, sürgünde teorik ve/veya pratik üretmeyi sürdürmek demektir.

Tanınmış Alman yazarlardan Anna Seghers Nazilerden kaçarak önce Fransa’ya bu ülke işgal edilince de Meksika’ya gitmek zorunda kalır ve orada sürgünlüğü anlatan Transit ve başka romanlar yazar.

Yılmaz Güney ülkemizden bir örnektir. Sürgünde de film çalışmalarını sürdürür ve ödül alır.

Eski bir gerilla savaşçısı olan Teslim Töre ile Fidel Castro’nun bir yönü benzer.

26 Temmuz 1953’te Castro ve arkadaşları Moncado kışlasına saldırırlar. Saldırı başarısız olur, bir bölüm kişi hayatını kaybeder, aralarında Fidel’in de bulunduğu diğerleri yakalanır.

Fidel Castro mahkemede Tarih Beni Beraat Ettirecektir başlıklı savunmasını yapar (1960’lı yılların sonlarında kitap olarak Türkçede yayınlanmıştı). Birkaç yıl sonra çıkan afla serbest kalır ve Küba’dan Meksika’ya gitmek zorunda kalır. Orada bir grup Kübalıyla birlikte Alberto Bayo yönetiminde gerilla eğitimi görür, bu arada Che Guevara ile tanışır. 1956 sonlarında Granma gemisiyle Küba’ya çıkıp gerilla savaşına başlarlar.

Sürgün yıllarca sosyalistlerin hayatının ayrılmaz parçası olmuştur.

Marx da Fransa, Belçika ve İngiltere’de yıllarca sürgünde yaşar.

Lenin 1907-1917 yılları arasında İsviçre’de sürgündedir.

İletişim imkanlarının bugüne göre çok kısıtlı olduğu o günlerde bile sürgünü fırsata çevirirler ve önemli yapıtlar üretirler.

Kapital İngiltere’de yazılmıştır ve o ülkede toplanan çok sayıda belgeye dayanır.

Lenin’in Materyalizm ve Ampiriokritisizm’i İsviçre’deki kütüphanelerde okuduklarının temeli üzerinde yükselir.

Başka örnekler de verilebilir.

Teslim Töre sürekli üretti. Yazdı, televizyon programlarına çıktı, panellere katıldı, kendisiyle çok sayıda söyleşi yapıldı; ileri yaşında bedeni izin verdiği ölçüde yerinde durmadı.

Teslim Töre sürgünlüğün içine kapanma, dünyaya küsme, sürekli geçmişle yaşamak demek olmadığını herkese gösterdi.

Kendisinin örnek alınması gereken yanlarından birisi de budur

Engin Erkiner

24/11/2019

73 kez okundu.

Sürgünde bir yürek daha sustu ! Garbis Altınoğlu’nu kaybettik !

garbis
12 Mart ve 12 Eylül faşist yönetimlerine karşı yiğitçe mücadele veren devrimci kardeşlerimizden Garbis Altınoğlu’nun sürgünde, Belçika’nın Antwerpen kentinde yaşama veda ettiğini büyük üzüntüyle öğrendik.
Ailesinin, dostlarının, yoldaşlarının ve Ermeni ulusunun acılarını yürekten paylaşıyoruz.

1946’da Amasya’da doğmuş olan Altınoğlu 60’lı yıllarda 
Boğaziçi Üniversitesi’nde eğitim görmüş, gençlik yıllarında İbrahim Kaypakkaya önderliğinde kurulan TKP (ML) ’de başladığı sosyalizm mücadelesini sürdürürken 12 Eylül askeri darbesinde tutuklanarak ağır işkenceye maruz kalmıştı.

Altınoğlu için bu dönemde açılan davanın iddianamesinde “Her nasılsa Türkiye’de doğmuş, Türk tabiiyetinde olan, kolejlerde cemaat adına okuyan, Boğaziçi üniversitesinde tahsil gören, hasılı devlet ve milletin bahşettiği en büyük nimetleri nefsinde yaşayan bu Ermeni oğlu Ermeni…” denilmişti.

1 Eylül 2010’da NTV’de yayınlanan bir söyleşisinde Altınoğlu, “Pek çok devrimcinin gördüğü işkenceleri, bir parça fazlasıyla ben de gördüm; Ermeni kökenli bir komünist olmam nedeniyle bu konuda da ayrıcalıklıydım” demişti.

Sinop Cezaevi’nde 1987 ve 1988 arasında, 7 ay boyunca yeraltındaki bir hücrede tek başına tutulduğunu anlatan Altınoğlu, şunları söylemişti:

“Ölmemeyi nasıl başardığımı ben de merak ediyorum. Yakalandığım sırada (31 Aralık 1981) meydana gelen boğuşmada polisin elinde patlayan tabancadan çıkan mermi beni öldürebilirdi. Bunu ‘sadece’ sağ gözümü yitirmek suretiyle atlattım. 2 Şubat 1984’de sevk edildiğimiz Antep E-Tipi Cezaevi girişinde tek tip elbise giymediğim için vahşice dövüldüm. Ardından ağır bir rahatsızlık geçirdim ve uzun süre bir şey yiyemedim. 2 Mart’ta helikopterle Çukurova Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılmasaydım, belki de ölebilirdim.”

Gabris Altınoğlu, “Ortadoğu/Seçme Yazılar”, “Hikmet Kıvılcımlı’nın Saptamaları Işığında Osmanlı ve Türkiye Tarihine Bakışlar”, “Filistin-israil-dosyası”, “Polemikler 1-2-3” dahil olmak üzere çok sayıda kitap, broşür ve makale yazmıştı.

14/10/2019
Doğan Özgüden

906 kez okundu.

Almanya Afgan Mültecileri sınırdışı etmeye devam ediyor!

Afganistan’ın ne işgalciler, ne uşakları için ve de nüfus için güvenli olmadığı çok açık. Almanya buna rağmen Afgan`lı sığınmacıları Afganistan “güvenli ülke” diye zorla sınır dışı etmeye devam ediyor.

Emperyalistler  ve burjuva medya olayları gizlemeye ve örtmeye çalıştıkları için Afganistan’daki sivil ölümlerle ilgili kesin rakamlar bilinmiyor.

ABD ve NATO`nun işgali altında olan Afganistan`da CIA, 2018’de 499 olan drone saldırısında sivil zayiat sayısını gizlemektedir.

Taliban direnişine karşı yapıldığı iddia edilen bombardımanlarda ölenler, genellikle sivil yerleşim bölgelerindeki Halktır.

Tüm bunlara rağmen BRD ( Federal Alman Cumhuriyeti ) Afganistan’ı güvenli bir ülke olarak sınıflandırıyor ve Afganlı sığınmacılar sınırdışı ediliyorlar. Sürgünlerin genellikle geceleri gerçekleşmesi sebepsiz değildir. Bu sınır dışı edilmelerin çoğu, zoraki ve polis gücü kullanımıyla gerçekleşmektedir.

Ağustos ayının sonunda, 2016’dan bu yana süren 27. toplu sürgün olan Frankfurt havaalanından 31 kişi sınır dışı edildi. Spiegel Online’a göre,  2019’da  679 erkek yalnızca Afganistan’a sınır dışı edildi.

Emperyalistlerin „demokrasi „ „ insan hakkı „ „yardımsever“ gibi kavramları çıkarları için kullanmaları tam bir iki yüzlülüktür. Afganlı insanlar zor kullanılarak ölüm ve baskının olduğu bir ülkeye yollanmaktadır.

(Avrupahaber5.0rg)

47 kez okundu.

İran`lı Mohammed Tagi Abdollah Pour ve Sürgün Mültecilerin sorunları ?

mohammed-pour

İran`lı Mohammed Tagi Abdollah Pour ve Sürgün Mültecilerin sorunları ?

Mohammed Tagi Abdollah Pour, Almanya´nın Nürnberg kentinde politik sürgün olarak bulunan birisi.

Kendisiyle ASM olarak görüşüp sorunlarını dinlemek ve yardımcı olabilmek için görüştüğümüzde, Sürgünlük ve Mülteciliğin sorunlarının hangi ülkeden gelirlerse gelsinler,  Sürgünlerin aynı sorunlarla, ortak endişeleri yasadıklarını  ve taşıdıklarını gözlemledik.

İnsan hakları, eşitlik ve özgür bir toplum ideali için mücadele etmiş, bu nedenlerle İran gerici molla rejiminin baskılarına mağruz kalarak, can güvenliği ve yaşam hakkı için, ülkesini terkederek Almanya`ya sığınmış Mohammed .

Almanya´ya geldikten sonra, Almanya Başbakanı Merkel e hitaben 2 kez mektup yazmış ve ülkesi İranda yaşananları, baskıcı cendereyi anlatarak, Almanyanın rolüne dikkat çekmiş, eşitlik, insanca yaşam, paylaşım ve özgürlük için mücadele eden birisi olarak, özgeçmişini satırlara dökmüş. Mühendis olduğu halde İran`da yaşama imkanı kalmadığını, Almanya´ya kaçışının ekonomik sebeplere dayanmadığını izah etmeye çalışmış.

Yaşadığı topraklardan, sosyal çevresinden, kültüründen, dostlarından ve sevdiklerinden koparak başka bir coğrafyaya göç etmek zorunda kalmanın tüm zorluklarını, acısını, hüznünü tıpkı diğer sürgünler gibi yaşamakta.

Gelip sığındığı Almanyada siyasi sığınma talebi, Alman makamlarınca çeşitli gerekçelerle red edilmiş, Avukatının itirazları sonucu şimdi kendisi hakkında karar verilecek gün olan olan 08 Ağustos 2019 günü, Nürnberg`de görülecek mahkemede hakkında verilecek son kararı bir kuş tedirginliğiyle beklemekte…

mohammed-pour-1

Mohammed Pour, çalışkan, entellektüel birikimi olan, demokratik etkinliklere katılan, duyarlılıkları güçlü, gönüllü olarak kurumlara yardım eden bir insan olarak, mahkeme de hakkında verilecek kararı bekliyor…!

Almanya`nın siyasi sığınma talepli başvurularda yeterli titizliği göstermediği örnekleri mevcut.

Dünyamızda sürgünlük ve göç sorunlarına neden olan baskıcı sistemlerin, savaşların ve sömürücü sistemlerin yarattığı sonuçları bilenler olarak, Mohammed Pour`un hukuksal haklarını takip etmenin yanında, onunla manevi dayanışma içinde olmanın hem kurumsal hemde insani bir görev olduğu bilinciyle, Muhammed`in Almanya`yı terk etmesi  kararının kaldırılmasını ve siyasi sığınma talebine olumlu yanıt verilmesini ümit ediyoruz.

49 kez okundu.

Göç Yollarında Ölen Kaçaklar anıldı !

20 Haziran Dünya Mülteci Yıldönümünde Göç Yolunda hayatını kaybedenler anıldı.

İnnsbruck’ta Açlık Greviyle dayanışma Platformu, Dünya Göçmenler günü dolayısıyla şehir merkezin de Miting ve basın açıklaması yaptı.

Bu gün 20 Haziran Dünya Göçmenler günü(Kaçaklar günü) , daha iyi ve onurlu bir yaşam-gelecek arzusuyla hayatlarını kaybedenleri aniyoruz.

Bu anlamda, 23.000 ölen kaçaklar için, 230 mezar lambası sembolik olarak Anna-Saulede yakıldı. Ölen Kaçakların isimleri tek tek FREIRAD (“Avrupa ölümü” bağlamında hazırlanmış program) tarafından sunuldu.

Ayrıca, Viyana’daki polis gözaltı merkezinde vefat eden Bürglkopf ve Schwechat sınırdışı kampında bulunan kişilerin yanı sıra mevcut sürgünlerden yine etkilenen tüm kişiler de anıldı.

İnsanlık tarihinin temel bir unsuru olan göç, bugünün Avusturya topraklarını sömürgeleştirilmelerinin başından beri şekillendirildi. Göç, Avusturya’dan çok daha eskidir, ancak göçün sınır ötesi bir göç olarak belirlenmesi ve sorunsallaştırılması, ulus-devletin gelişimi ile yakından bağlantılıdır.

BM raporuna göre, dünya çapında 68,5 milyon insan 2018 ortaların da ülkelerinden göç etmek zorun da bırakıldı.  Sömürge-yarı sömürge, işgal ve çatışmalı, etnik ve inanc çatışmalı ülkelerden-coğrafyalardan mültecilerin % 85’ini oluşturuyor.

Göçmenlerin kendi yaşam alanlarını bırakıp yeni yaşam alanı arayışları tarihsel bir olgudur. Bu gerceklik bugün de gerçeklik olarak karşımızda. Sığınmacı-Mültecilerin göç hikayeleri acı-hüzünle iç icedir. Birçoğu, savaştan , zulümden, iklim – doğal felaketlerden, aclık-susuzluk, ekonomik, inanac, milli baskı vss… daha  iyi yaşam koşulları için umut nedeniyle Akdeniz’i geçmek durumunda. Fakat Akdeniz ve sınırlar Sığınmacı ve mülteciler icin hiç de gecilmesi kolay değil. Emperyalist ülkelerin sınırlardan geliştirdikleri yeni teknolojik ve  güvenlik sistemiyle sığınmacıları adeta ölüme sürüklemekteler. Bir çok sığınmacı Akdenizi geçmek için hayati tehlike altında girişimlerde bulunuyor.

2000 yılından bu yana (2014 yılına kadar), doğudan Akdeniz’e gecerken 3,840’ı olmak üzere  ve Akdeniz den Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken tahminen 23 bin kişi öldü.

35 kez okundu.