Tag: Mahmut Özkan

Almanya’da ‘Sürgünler Sempozyumu’ gerçekleşti

surgunler-0579694561_204529077236221_3148663086160805888_o

Avrupa Sürgünler Meclisi (ASM) tarafından Almanya’nın Nürnberg kentinde düzenlenen Sürgünler Sempozyumu’na yoğun ilgi gösterildi.

2012 yılında Almanya’nın Köln kentinde geniş bir katılımla kurulan Avrupa Sürgünler Meclisi (ASM) tarafindan düzenlen Sürgünler Sempozyumu, Teslim Töre ve İbrahim Çetinkaya şahsında sürgünde yitirilenler ile Aralık ayında Maraş, Roboski ve Hapishanelerde katledilenlerin anısına saygı duruşuyla başladı.

ASM eş sözcüsü Mahmut Özkan‘ın açılış konuşması ardından, 2012 yılından bu yana sürdürülen Sürgün çalışmalarından görüntülerin yer aldığı bir Sinevizyon gösterildi.

1971 yılından beri Belçika’da sürgünde yaşayan ve belgesel özelliğini taşıyan bir kitap olarak değerlendirilen ‘Vatansız Gazeteci’nin yazarı Doğan Özgüden ve KHK’ler ile üniversiteden atılan ve çalışmalarına Almanya’da devam eden ‘Barış Akademisyenleri’nden Latife Akyüz katıldı.

Sürgünler Sempozyumu”nda; Avrupa’da Sürgünlük tarihi ve TC tarihinde soykırım, katliam ve Sürgüne zorlanmış halklar tarihi yanında, günümüzde AKP iktidarı döneminde KHK süreci ve yurtdışına sürgün ve göç konuları konuşuldu.

Programda konuşmacı olarak ismi yazılı olan yazar, yayıncı, çevirmen, ve insan haklari aktivisti Ragıp Zarakolu ise sağlık sorunlarından kaynaklı Sürgünler Sempozyumu’na katılamayarak bir dayanışma mesajı yolladı.

Sunumlar ardından dinleyicilerden gelen sorulara cevaplar verildi. 

ASM eş sözcülerinden yazar Metin Ayçiçek‘in kapanış konuşmasıyla Sürgünler Sempozyumu sonlandırıldı.

Etkinlik dinleyiciler tarafından ilgiyle izlendi.

asm_3Screenshot_20191214-155653_Chrome

 

 

102 kez okundu.

Hukukla alakası olmayan Siyasi davalar ; § 129 a/ b – Mahmut Özkan

images

Almanya’da anayasanın “yabancı örgütleri” kapsayan ve kamuoyunda “129 b maddesi” olarak bilinen yasa gerekçe gösterilerek yargılanan onlarca devrimci, politik sürgün var.

Almanya’nın Türkiye ve T. Kürdistanı kökenli sol, devrimci, ve komünist örgütleri özellikle hedef alması, Alman emperyalizmi ile TC devleti arasında devam eden tarihi „stratejik çıkar ve işbirliği“ nde aranmalıdır.

Almanya da PKK, DHKP/C gibi yurtsever-devrimci hareketlerin‚terör‘ listesine alınması ile anti demokratik uygulamalar devam etmekte iken, Almanya`nın kendi hukuğunu da çiğneyerek ‚terör‘ listesi kapsamında olmayan TKP/ML örneğindeki gibi, benzer gerekçelerle devrimci kesimlerin ve demokrasi güçlerinin siyasi çalışma yapma haklarını gaspetmeye yönelik saldırganlıklarına şahit olmaktayız.

Alman yargısı tarafından sürdürülen davaların hukuki zemini olmayıp, tamamen politik davalar olduğu gerçeğini, kamuoyu da yakınen bilmekte ve takip etmektedir.

129. MADDENİN TARİHİ

129b, yurtdışındaki bir “terör örgütü” adına dünyanın herhangi bir yerinde ve herhangi bir zamanda suç işleyenlerin Almanya’da soruşturulması ve ceza almasını düzenliyor. Madde kapsamında yargılanmak için bahse konu örgütün herhangi bir “terör örgütleri listesine” dahil olması, bahse konu fiilin ise herhangi bir mahkeme tarafından mahkum edilmiş olması gerekmiyor. Almanya, suç işlendiği iddia edilen ülkedeki (sözgelimi Türkiye’deki) olaylarla ilgili detaylı bir soruşturma yürütemeyeceğine göre, geriye “suçluyu”, “teröristi” tespit etmek için iki yöntem kalıyor: Politik karşıtlık üzerinden değerlendirmeler ya da ilgili ülkenin istihbarat raporu!

Bu iki yöntemin de uluslararası hukuk normlarıyla ilgisi yok. AB devletleri içinde yalnızca Almanya’da uygulanan 129 b ceza yasası, hukukçular tarafından sert biçimde eleştiriliyor; fakat bu, durumu değiştirmiyor. Avukatların yasanın kaldırılması için Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı tüm başvurular da geri çevriliyor.

129b soruşturmalarının hukuka aykırılığına ilişkin bir başka kanıt da, dava açılmasının savcıya değil, Adalet Bakanı’na -yani “yürütme” erkine- bağlanmış olması.

Almanya’da antiterör yasaları ne zamandan beri var?

Yasanın geçmişi 18. yüzyıla dayanıyor. “Siyasi Organizasyon Ceza Hukuku” olarak adlandırılan yasa ile haklar kısıtlanacak, devrimler önlenecek ve devlet, kuralların emniyete alınması için inşa edilecekti. 1818 yılında bu yasayla “gizli topluluklara/cemiyetlere/derneklere” (geheime Gesellschaften) karşı mücadele için düzenlemeler yapıldı ki, böylelikle istenmeyen bütün siyasi faaliyetler takip edilebilir ve kriminalize edilebilir hale gelmişti. 1871 yılında ise 129. madde, özellikle işçi hareketine karşı düzenlendi. Sonrasında “Sosyalistler Yasası“ devreye girdi.

Almanya’nın Ceza Kanunu’nda “terörle mücadeleyi” kapsayan 129a-b yasasının kökleri, 1878 yılında, Weimar Cumhuriyeti Başkanı Otto von Bismarck’in çıkardığı “Sosyalistler Yasası”na dayanıyor. Yasa, 1919’da “Cumhuriyeti Koruma Yasası” halini alıyor ve baskılar, sansür, gösteri yasakları, örgütlenme yasağı gibi uygulamalarla giderek yoğunlaşıyor. Nazi iktidarı döneminde baskılar, vahşet düzeyine ulaşıyor.

Hitler faşizmi zamanında yaşanan devlet terörü döneminde, liberal geleneğin sefil, perişan kalıntıları bile geçersiz kılındı. Savaş sonrasında ise, 1951’de “Devleti Koruma Yasası“ getirildi; böylece 129. madde daha da güçlendirildi. Almanya Komünist Partisi (DKP), 1956’da bu yasa gerekçe gösterilerek yasaklandı, binlerce komünist soruşturuldu ve tutuklandı.

129. madde, 1970’li yıllara kadar “suç örgütü kurmak, yönetmek ve üyesi olmak” suçlamasını kapsıyordu; yani fiil “terörist” değil “kriminal” olarak değerlendiriliyordu. Almanya solunun 1970’li yıllarda radikalleşmesi ve ev işgalleri ile Kızıl Ordu Fraksiyonu (RAF), 2 Haziran Hareketi (Bewegung 2. Juni), Devrimci Hücreler (RZ) ve Rote Zora gibi örgütlenmelerin ortaya çıkması gerekçe gösterilerek yasa genişletildi; 129a’nın eklenmesiyle “terör suçlarını“ da kapsar hale getirildi.

Bu dönemde “iç düşmanları” takip etmek ve soruşturabilmek için 129a yasası, Ceza Kanunu’na uygulandı. 1986 yılında yenilendi ve daha da sıkılaştırıldı. Bundan böyle tam anlamıyla antiterör yasaları söz konusu oldu.

11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında ABD emperyalizmi ve dönemin hükümeti, “uluslararası teröre karşı mücadele” ilan etti. Bu da dünya çapında temel hakların kısıtlanmasına ve kazanılmış hakların budanmasına,istihbarat örgütlerinin ise gelişip güçlenmesine neden oldu.

2002 yılında Almanya Parlamentosu’nda hızla 17 yasa inşa edildi. Bu sırada 129. maddeye de b bendi eklendi. Böylelikle, suç örgütlerini kapsayan 129 maddesi ile “terör örgütlerini” kapsayan 129a maddesinin yanına “yurtdışındaki terör örgütlerini” kapsayan 129b maddesi eklendi.

Bu maddenin birkaç özelliği var:

* 129 maddesiyle arasında en az 10 yıl ceza farkı var.

* Bireysel suç isnatlarına delil gerekmiyor; “Örgüt üyesi olmak” suçlamasının kanıtlanması yeterli sayılıyor. Böylelikle yargılanan kişi, O örgütün Türkiye ve Kürdistan’daki tüm faaliyetlerinden, Türk devletiyle yaşanan tüm çatışmalardan sorumlu tutuluyor.

* Almanya Federal Yüksek Mahkemesi, Savcılık’ın hangi gruplara soruşturma açabileceğine tek başına karar verebiliyor. Davanın açılması içinse Adalet Bakanlığı’nın izni gerekiyor.

* Bakanlık, 129b soruşturması başlatılmasına neden olan kararlarının gerekçesini açıklamak zorunda değildir. Bu nedenle bakanlığa dava da açılamaz.

Verilere göre PKK, DHKPC ve TKP/ML aktivistleri ve yöneticileri oldukları iddiasıyla, bu şekilde 150 civarında dava açıldı. Onlarca insan 129b’den dolayı yargılandı ve uzun yıllar hapis cezası aldı.

Sol Parti’nin ( Die Linke ) meclise yönelttiği önergeye verilen yanıtta; DHKP-C, TKP/ML, Devrimci Karargah, PKK ve bu örgütlere bağlı yapıların ‘yabancı terör örgütü’ statüsünde muamele gördüğü belirtiliyor. Alman federal başsavcılığı tarafından, yabancı terör örgütü kapsamında haklarında takibat başlatılabilmesi için, MLKP, MKP yapılanmaları hakkında da incelemelerin sürdürüldüğü söylenmektedir..

129 b maddesine istinaden yargılanan devrimciler, iki yıl altı ay ile altı yıl dokuz ay arasında değişen ağır hapis cezalarına çarptırılmakta.

Almanya ve genel olarak Avrupa devletleri, bir yandan Türk devleti’nin ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile AKP hükümetinin saldırgan ve her türlü demokrasiden uzak yöntemlerinden rahatsızmış gibi açıklamalar yaparken, diğer yandan her türlü desteği fiilen vermekte, silah satışlarına devam etmekte, TC için ısmarlama operasyonlarla ve uygulamalarla yurtsever, devrimci, komünist kişilere yönelik tutuklamalar yaparak ve yargılamaları sürdürerek iki yüzlü bir tutum sergilemektedirler.

Türk devletinin baskı, işkence, itirafçı ifadeleri ve antidemokratik uygulamaları sonucu açtığı davalardan dolayı, Avrupa’da politik sürgün/ mülteci olarak yaşayan, Kürt siyasetçilerin, devrimcilerin ve sosyalistlerin Avrupa devletleri tarafından aynı gerekçelerle tutuklanması ve Türkiye’nin talebi doğrultusunda yargılanma girişimleri son bulmalı, Politik tutsaklar serbest bırakılmalıdır.

Almanya, Türk devletin insanlık dışı politikalarının devamcısı olmaktan vaz geçmeli. Siyasi çalışma yürüten göçmenlerin / Politik sürgünlerin 129 a/b yasasıyla kriminalize edilmesi, tutuklanarak yargılanması son bulmalıdır.

Mahmut Özkan

*Bu yazı SÜRGÜN Dergisinin Mayıs 1. sayısında yayımlanmıştır.

155 kez okundu.

Ludwigshafen`de Avrupa Sürgünler Meclisi`nin 5.Kongresi gerçekleştirildi

LUDWİGSHAFEN: 10 Kasım 2018 tarihinde Ludwigshafen kentinde ASM ( Avrupa Sürgünler Meclisi)` nin 5. Kongresi gerçekleştirildi.

e660ce41545248ea5793bb4941281a4b

 

 

2012 de kurulduğundan bu yana Avrupa`da yaşayan sürgünlerin sorunlarına yönelik duyarlılık yaratma çabası içinde olan ASM ( Avrupa Sürgünler Meclisi)`nin kazanımları ve eksiklikleri 5. Olağan Kongrede tartışılarak, kolektif aklın ortaya çıkardığı sonuçlar doğrultusunda, faaliyetleri organize edecek olan, 7 kişilik Yürütme Kurulu seçildi.

 

5.Kongrede alınan karar gereği, Yürütme ve Medya grubu birleştirildi.  7 kişiden oluşan  ve 2 yıl görev yapacak olan ASM Yürütme Kuruluna;
Mahmut Özkan, Metin Ayçiçek, Engin Erkiner, Nejat Pişmişler, Hasan Aksu, İbrahim Atmaca ve Turgay Çelik seçildiler.

Kongre, Sürgünde yaşamını yitirenler şahsında dünya`da, Türkiye`de ve Kürdistan`da devrim ve özgürlük mücadelelerinde yaşamlarını yitirenler anısına saygı duruşuyla başladı.
Kongre açılışını Yürütme Kurulu adına Engin Erkiner yaparak, Yürütme Kurulunun geçtiğimiz süreç boyunca sürdürdüğü faaliyetlerin yazılı raporunu sundu.

Kongreyi yürütmek üzere Divana ASM Meclis üyesi Mahmut Özkan ve Avukat Senem Ongur seçildiler.
Kongre Gündemi tüm katılımcılarla birlikte oluşturularak ASM nin sürdürdüğü faaliyetlerin kapsamı ve hedefleri tartışıldı.

Kongre`de ASM nin tarihsel sürecine dair, Yürütme kurulu eş sözcüsü Metin Ayçiçek bilgilendirmeye yönelik kısa bir sunum gerçekleştirerek, kuruluşundan bugüne ASM faaliyetlerinin özetini sundu. Medya Grubunun çalışmaları ve internet ortamında gerçekleştirilen çalışmalara dair ise, Selma Metin kısa bilgilendirmeler yaptı.
Münih TKP/ML davasında 129 b yasasına istinaden yargılanan devrimci tutsaklardan biri  ve  aynı zamanda ASM Meclis Üyesi de olan Seyit Ali Uğur ve Sami Solmaz`ın ASM Kongresine yolladıkları dayanışma mesajı okundu. Münih davası süresince ASM nin gösterdiği dayanışma ve duyarlılığa teşekür edilerek, kongreye başarı dileklerinin iletildiği mesaj kongrede bulunanlarca alkışlandı.

b9dc72d9c8894bf9aff4709327bb3da9Ayrıca Kongreye sağlık sorunlarından kaynaklı katılamayan Doğan Özgüden, Teslim Töre ve Hasan Aksu`nun mesajları ve başarı dilekleri duyuruldu.
Ardından ASM falliyetleri, ASM nin yönelmesi gerekli hedefler tartışıldı. Bu bölüm tartışmalarında 17 kişi söz alarak görüş, eleştiri ve önerilerini sundu.

Öneriler içinde; ASM`nin tanıtımı ve çalışmalarını duyuran 6 aylık periyotlarla Bülten – Dergi çıkarılması önerileri, Sürgünler içinde entellektüel birikimin ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalar, Uzmanlık işlevi olan ihtisas örgütü olması önerisi, Sürgündeki şair, ozan, yazar, akademisyen ve bilim insanlarının çağrılacağı bir tanıtım etkinliği-gecesi, Medyada daha aktif olunması ve web sitesi, twitter, face gibi sanal olanakların daha yaygın ve etkin kullanılması, Sürgünde yaşayan yazarların  kitap vb. ürünlerinin tanıtımının yapılması, Türkiye`de faşizmin baskı yasalarının giderek arttığı bu süreçte tüm Avrpadaki sürgünlerin çağrılacağı merkezi bir miting yapılarak öfke ve tepkinin sokağa yansıtılması, ihtiyaç duyulan yerlerde panel ve  tanıtım etkinlerinin yapılmaya devam edilmesi, İnterpol tutuklamalarına karşı daha etkin ve duyarlı olunup, İnterpol sorunu olan sürgünlerin sorunlarının çözümüne yönelik başvuru yapılacak kurumlarla ilişkilerin koordine edilmesi, Avrupa`da 129 a-b maddesine istinaden tutuklanan devrimci politik tutsaklara sahip çıkılması, Sürgünlük yaşayan Türkiye`den yeni gelmiş akademisyen, gazeteci ve aydın çevrelerle ilişkilenmeye geçilmesi,  ASM`nin kurumsal kimligi olarak kurulmuş olan, RAT der EXILANTINNEN in EUROPA e. V  derneği üzerinden bazı çalışmalar için projelerin yapılması  gibi,  daha bir çok öneri ve katkılar kongrede dile getirildi.

Kongreye katılan bileşimin ASM Meclis üyesi gazeteci Adil YİĞİT tarafından toplu fotoğrafları çekildi. Kongre gelecek dönemde daha derli toplu çalışmaya yönelinmesi ve pratik adımların atılmasına yönelik olumlu duygu ve düşüncelerin paylaşıldığı bir ortamda verimli bir şekilde sonuçlandı.

 

740 kez okundu.