Tag: ASM

Onbinler “Faşizme, Irkçılığa ve devlet terörüne son ! “mitinglerine katıldı

102464037_301404837548644_3744531561118811755_o
ALMANYA: ABD’de polis tarafından siyahi  Georg Floyd`un canice öldürülmesinin ardından ırkçılığa ve devlet terörüne karşı dünya genelinde günlerdir kitleler isyan halinde.“Faşizme, Irkçılığa ve devlet terörüne son ! “ içerikli şiarlar eşliğinde Rasizme karşı olan her kesimden insan bugün, Almanya da binler halinde meydanlara çıktı.

Almanyanın büyük kentlerinde yapılan “Irkçılığa Hayır!” eylemlerinde, Devlet baskısının ve ayrımcı politikaların sadece ABD ile sınırlı bir sorun olmadığı, Almanya`da ve dünyanın bir çok ülkesinde emperyalist, gerici politikaların ırkçılığı ürettiği ve teşvik ettiğine dikkat çekildi.

Mitinglere katılan onbinlerce insanın büyük kesiminin gençlerden ve öğrencilerden olması ayrıca olumlu ve dikkat çekiciydi.

103304949_301404127548715_7402959724267440918_o

Nürnberg`de 10 bine yakın insanın katıldığı ve demokratik devrimci kurumların olduğu mitingde ASM üyeleri de yer aldı.

11 kez okundu.

Bütün tutsaklar serbest bırakılsın!

hapishane-ortak-çağrısı-720x375 (1)

Avrupa’da faaliyet yürüten 20 demokratik kurum koronavirüs salgını nedeniyle Türkiye’deki tüm siyasi tutsakların tahliye edilmesini istedi.

Yayınlanan ortak açıklama;

Bütün tutsaklar serbest bırakılsın!

Hapishaneler, Koronavirüs (Çovid -19) salgınında riskli yerlerin başında gelmektedir. Normal zamanlarda dahi hijyen koşullarından mahrum olan, sağlık hakkına erişmekte güçlük çeken tutsakların yaşamı Çovid -19 salgınıyla büyük tehlike altındadır. Hapishaneler fiziksel yapıları itibarıyla bile başlı başına bir “sağlık sorunu” yaratmaktadır.
Uzmanlar, bu salgın karşısında insanların kendi aralarındaki temasın azaltılması, hijyen kurallarının uygulanması ve sağlıklı beslenme tavsiyelerine paralel olarak, hükümetler de insanların toplu alanlarda bulunmasını yasaklarken, hapishanelerde yüz binlerce tutsak toplu olarak tutulmaya devam edilmektedir. Bu durum, tutsakları açıkça ölüm riskine terketmektir.
Türkiye ve Kürdistan’da ve dünyanın bir çok ülkesinde tutsaklar için durum oldukça vahimdir. Hapishaneler tıka basa doludur. Türkiye hapishanelerinde bulunan tutsak sayısı 300 bin civarındadır ve kapasitesinin çok üstündedir. Mahkumlar nöbetleşe veya yerlerde uyumaktalar. Hem yerleşim hem de kullanım alanı yeterli olmadığı gibi, hijyenik bir ortam da yoktur.
Türkiye hapishanelerinde 1343 hasta tutsak bulunmaktadır. Bunların 344’u ağır hastalardır. Bu tutsakların tedavisi hapishanelerde mümkün değildir. Hasta tutsakların risk oranı normal insana göre onlarca kat daha fazladır. Sağlık sorunları çözülemeyen, sağlıklı beslenemeyen, hücrelerde tutulan tutsakların Korona virüse yakalanma riskleri çok daha yüksektir.
Dört duvar arasında olan tutsakların görüş haklarının kısıtlanması ve dış dünyayla bağlarının koparılması, aralarındaki haberleşmenin kesilmesi, tutsakların daha fazla cendereye alınması ve fiili bir işkence biçimidir. Alınan önlemlerin yetersizi nedeniyle hızla yayılmaya devam eden ve şimdiden binlerce insanın canına mal olmuş olan Korona virüs nedeniyle zaten toplum psikolojisi alt üst edilmişken, tutsakların görüş ve ziyaretçi yasağı ile daha fazla cendereye alınması, dört duvar arasında ölümle karşı karşıya bırakılması insanlık dışı bir davranıştır.
Hapishaneler korona virüs dolayısıyla en riskli alanlardandır. Okulların tatil edildiği, yürüyüş, gösteri, toplantı, panel, konser, sinema ve tiyatroların yasaklandığı, alışveriş merkezlerinin kapatıldığı bir dönemde tutsakların hapishanede tutulmasından dolayı yaşanacak her türlü olumsuzluktan hükümetler sorumlu olacaktır.
Korona virüs salgınının tüm insanlar için yarattığı hayatı tehlikeyi dikkate alarak, tutsakların yaşamına mal olmaması için, başta politik tutsaklar olmak üzere bütün ülkelerde tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır.
TSP (Tutsakların Sesi Platformu / Avrupa)
AvEG-Kon (Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu)
SKB (Sosyalist Kadınlar Birliği)
YS (Young Struggle)
ATIK (Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu)
UPOTUDAK (Uluslararası Politik Tutsaklarla Dayanışma Komitesi)
ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu)
ADKH (Avrupa Demokratik Kadın Hareketi )
SYM (Socialist Youth Movement)
ADEF (Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu)
Yaşanacak Dünya
Alınteri-Avrupa
AGEB (Avrupa Göçmen Emekçiler Birliği)
Mor-Kızıl Kolektif
PGİ-MLM (Partizan Gençlik İnisiyatifi – Marksist-Leninist-Maoist)
KCDK-E (Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi)
TJK-E (Avrupa Kürt Kadın Hareketi)
Devrimci Parti – Avrupa
Avrupa Devrimci Demokrat Komünler İnsiyatifi
Avrupa Sürgünler Meclisi (ASM)

363 kez okundu.

Teslim Töre kitlesel törenle uğurlandı

 

24 Kasım 2019 günü tedavi gördüğü Bern’de hayatını kaybeden siyasi sürgün Teslim Töre’nin naaşı, 26 Kasım`da düzenlenen uğurlama töreninin ardından Türkiye’ye gönderildi.

Teslim Töre`nin naaşı bugün 28 Kasım Perşembe günü, mücadele arkadaşı olan Sinan Cemgil’in de bulunduğu İstanbul’daki Karacaahmet Mezarlığında toprağa verilecek.

asm-teslim-to%cc%88re-celenk

İsviçre Bern`de düzenlenen uğurlama törenine Ailesi, yoldaşları, dostları ve sevenlerinden oluşan kalabalık bir kitle katıldı.

68 Kuşağı Devrimci öncülerinden olan Teslim Töre için İsviçre’nin Bern şehrinde düzenlenen törene Türkiye devrimci ve sosyalist hareketinin pek çok bileşeninin yanı sıra Kürt Ulusal Hareketi’nin Avrupa düzeyindeki temsilcileri de katıldı. Törende aile adına Şükrü Töre, HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, SYKP Kurucularından Mahir Sayın, Kongre-Gel Eş Başkanı Remzi Kartal, KCK Başkanlık Divanı üyesi Zübeyir Aydar, KKP’den Kemal Bilget, Avrupa Sürgünler Meclisi, Partizan, İGİF, Direniş Hareketi, Avrupa Yeşil ve Sol gelecek, MARDEF temsilcileri de birer konuşma yaptılar. Yapılan konuşmalarda, Teslim Töre’nin Türkiye ve Kürdistan devrimci hareketinin ortak değeri olduğu vurgusu öne çıkartıldı.

Avrupa Sürgünler Meclisi adına ( ASM ) eş sözcü Mahmut Özkan, Teslim Töre`nin Sürgünler Meclisi çalışmalarında aktif olarak yer aldığını ve Onun  katkılarını unutmayacaklarına ifade eden bir konuşma gerçekleştirdi.

Törene, ASM “UNUTMAYACAĞIZ”  Çelenki yaptırarak ve 10 civarında üyesiyle katıldı.

 

Teslim Töre’nin yaratıcısı olduğu “Fabrikalar, tarlalar, siyasi iktidar her şey emeğin olacak!” sloganı altında gerçekleşen uğurlama töreninde saygı duruşunun ardından Töre’nin biyografisi okundu. Ailesi adına ilk sözü alan oğlu Şükrü Töre, babasıyla esas olarak yoldaşlık ilişkisinin olduğunu belirtti. Babasının son nefesini verinceye dek siyasal mücadelesini sürdürdüğünü vurgulayan Şükrü Töre, en önemli ısrarlarının Marksizm ve halkların kardeşliği konusunda olduğunu söyledi.

Sidenur Töre: Sevdiğimi “Evren” aldı

Teslim Töre’nin kızı Sidenur Töre

Babası Teslim Töre’ye onun çok sevdiği bir türküyle veda etmek isteyen Sidenur Töre, seslendirdiği türkünün hikayesini şöyle dillendirdi: “Babam sevdiğimi eller aldı türküsünü, 12 Eylül cuntasını kastederek sevdiğimi “Evren” aldı diye okurdu. Onun sevdiği ülkesi ve topraklarıydı”. Sidenur Töre’nin babası için seslendirdiği türkü salonda duygulu anlara yol açtı.

Uğurlama Programı Teslim Töre’nin naaşına bırakılan çiçekler ve ardından gerçekleştirilen taziyeyle son buldu.

 

148 kez okundu.

Başsağlığı: Yoldaşımız Teslim Töre`yi yitirdik!

 

teslim-to%cc%88re

Bir yılı aşkın süredir kanser tedavisi gören 68 kuşağının devrimci kadrolarından, 2003 yılından buyana siyasi sürgün olarak isviçre`de yaşamakta olan ASM üyemiz, yoldaşımız Teslim Töre tedavi gördüğü hastanede bu sabah yaşamını yitirdi.

Başta ailesi olmak üzere tüm dostlarının ve yoldaşlarının acılarını paylaşıyor baş sağlığı diliyoruz !

Teslim Töre yoldaşın önümüzdeki günlerde Bern`de düzenlenecek uğurlama töreni ardından, Ankara`da Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın yanında toprağa verilmesi bekleniyor.

Teslim Töre ömrünü harcadığı devrim ve sosyalizm mücadelesinin bir öncüsü ve emektarı olarak, çeşitli milliyetlerden halklarımızın sürdürdürdüğü özgürlük ve devrim mücadelesinde hep anılacak ve yaşatılacaktır.

ASM Yürütme Kurulu

24/11/2019

 

TESLİM TÖRE KİMDİR?

1939 Malatya Akçadağ doğumlu olan Teslim Töre, 1963 yılında Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi olarak siyasi mücadeleye başladı. Malatya yerel gazetelerinde gazetecilik yapan Töre, 1969 yılında yayınladığı bir bildiriden kaynaklı tutuklanarak 3 ay ceza evinde kaldı.

Türk devletinin sistem muhaliflerine dönük saldırıları karşısında 1970’li yılların başında alternatif mücadele yöntemleri geliştiren Töre, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun (THKO) kurucuları arasında yer aldı. 1971 Mayıs’ında THKO’nun Nurhaklarda aldığı darbe üzerine çareyi Suriye’ye geçmekte bulan Töre, daha sonra Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile ilişki içerisine girdi.

1974 yılında tekrardan Türkiye dönem Töre, 1976 yılında ise Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu Mücadele Birlikleri’ni (THKO/MB) kurdu. Uzun soluklu bir mücadelenin ardından 1980 gelindiğinde ise Töre, bir grup arkadaşıyla birlikte Türkiye Komünist Emek Partisi’ni (TKEP) kurarak, genel sekreterlik görevine geldi. 1980 askeri darbesi ile birlikte tekrar Suriye’ye gitmek zorunda kalan Töre, siyasi faaliyetlerini yurtdışında devam ettirdi.

1988’de tekrar Türkiye’ye dönen Töre, buradaki siyasi çalışmalarından dolayı 1993’te tutuklanarak cezaevine gönderildi. 2001 yılında tahliye olan Töre, siyasi çalışmalarını kaldığı yerden devam ettirdi. 2003 yılında İsviçre’ye sürgüne çıkmak zorunda kalan Töre’ye, hakkında devam eden davalar kapsamında 2004 yılında 22 yıl hapis cezası verildi.

Töre, siyasi mücadelesini sürgün yaşadığı Avrupa’da da Avrupa Sürgünler Meclisi üyesi olarak ve siyasi yazılar, makaleler yayımlayarak aktif şekilde sürdürdü.

672 kez okundu.

Demokratik Kurumlardan Çağrı; Türkiye Kuzey Suriye’ye yönelik saldırgan politikalardan vazgeçmeli, savaş suçları soruşturulmalı, sorumlular cezalandırılmalıdır!

suriye-savas

TÜRKİYE KUZEY SURİYE’YE YÖNELİK SALDIRGAN POLİTİKALARDAN VAZGEÇMELİ,
SAVAŞ SUÇLARI SORUŞTURULMALI, SORUMLULAR CEZALANDIRILMALIDIR!

Bizler aşağıda imzası bulunan insan hakları kurumları, demokratik, sivil kurumlar ve siyasi örgütler olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kuzey Suriye’ye yönelik saldırgan politikasını meşru, hukuki olarak kabul etmiyor ve bir an önce bu tutumdan tamamen vazgeçmesini talep ediyoruz.
Birleşmiş Milletler anlaşmasına ve uluslar arası hukuka göre bir savaş ancak meşru müdafaa hali, BM Güvenlik Konseyi kararı ve egemenlik alanlarına asker gönderilen ülkenin rızası halinde hukuka uygun olabilir. Türkiye’nin Kuzey Suriye’ye yönelik saldırıları bu üç şartın hiçbiriyle uyumlu değildir.
Türkiye’nin yaşadıkları toprakları koruyan kişileri terörist olarak nitelendirmesinin, “harekatın” barış için yapıldığını ileri sürmesinin fiili ve hukuksal bir karşılığı yoktur. Fiilen ve hukuken gerçekleşen, hukuka aykırı bir savaş ve işgal eylemidir.
Bu bağlamda Türkiye demografik yapıyı değiştirme, mülklere el koyma, ülkesindeki sığınmacıları işgal edilen yerlere yerleştirme planlarından vazgeçmelidir.
Gelinen noktada bir ateşkese varılmış olması her ne kadar olumlu olsada. Güven verilmeyen açıklamalar ve saldırıların devam edildiği bilgileri gelmekdir. Türkiye’nin bu işgali bir an önce durdurması ve geri çekilmesi gerekmektedir.
raw_uluslararasi-af-orgutu-rojavada-katledilen-15-sivilin-arasinda-cocuklar-da-var_052395086

9 günlük savaş sırasında tarafların açıklamaları; 18’i çocuk olmak üzere 218 sivilin Türk Devleti ve desteklediği Suriye Milli Ordusu tarafından, 18 sivilin de Kürt güçleri tarafından öldürüldüğü ileri sürmektedir.
Af Örgütünün raporuna göre de Türkiye’nin savaş suçu işlediğine dair açık kanıtlar bulunmaktadır. Örgüte göre. “Meskûn yerlere keyfi saldırılara ilişkin yoğun kanıtlar” bulunmaktadır. Apartmanlar, fırınlar, okullar ayrım gözetmeksizin saldırıya uğramıştır. Raporda Suriyeli Kürt siyasetçi Hevrin Halef’in Türkiye tarafından desteklenen Suriye Milli Ordusu’nun bir parçasını oluşturan Ahrar el-Şarkiye adlı gruba mensup kişiler tarafından öldürüldüğü bilgisi yer almaktadır.
Birleşmiş Milletler verilerine göre 190 bin kişi yerlerinden kaçmak zorunda kalmıştır. Bu yeni mültecilerin, sürgünlerin ve yeni insani dramların varolanlara eklenmesi anlamına gelmektedir.
Türkiye’nin kimyasal silah kullandığına dair iddialar dile getirilmektedir.
Bütün bu savaş suçları uluslar arası kurumlar tarafından araştırılmalı, savaş suçluları yargılanmalıdır.
Haksız ve hukuksuz bir savaşa mecbur edilen, böylesine bir savaşta ülkelerini ve özgürlüklerini korurken hayatlarını kaybeden silahlı kişilerin ölümlerini, yaralanmalarını olağan karşılamamız, kabullenmemiz mümkün değildir. İnsanların ölümüne, yaralanmasına neden olanlar hukuk ve insanlık vicdanı önünde hesap vermelidir.
Asıl olan insandır, insanlığın geleceğidir.
Ne yazık ki, bütün dünyanın seyirci kaldığı 2014 Şengal katliamı ve Ezidi kadınlara yaşatılan zulüm unutulmuş değildir. Şimdi de
Rojava’ da bir arada yaşayan ve ortak bir yaşam kurmuş Arap, Kürt, Asuri, Keldani, Ermeni, Müslüman, Hıristiyan, Ezidi daha bir çok grup ve dinden insan etnik temizlikle, mültecilikle karşı karşıyadır.
Ateşkese rağmen bu tehlike sona ermiş değildir. Işid militanlarının serbest kalması, halen tutuklu olanların da serbest kalma olasılığı insanlık için ciddi tehlike anlamını taşımaktadır. Başlatılan askeri müdahale daha fazla can kayıpları yaşanmadan derhal durdurulmalıdır.
Türkiye artık insanlık krizini daha da derinleştiren, vahşi IŞİD vb. çetelerin güç ve iktidar kazanmasına yol açan Suriye’ye yönelik müdahalesinden vazgeçmelidir.
İnsan hakları, demokrasi ve barıştan yana olan tüm kişi ve kurumları karşı karşıya kaldığımız tehlikeleri görmeye, barış içinde ortak yaşam idealine sahip çıkmaya, insanların yurtlarından sürülmesine karşı çıkmaya, savaşı tamamen durdurmak, savaş suçlularını yargılanması için inisiyatif almaya çağırıyoruz.
– İHD İsviçre Temsilciliği

– İHDD-İsviçre

– BastA!- Basels starke Alternative

– DERGAH ALEVİ BERN
– AVRUPA SÜRGÜNLER MECLİSİ

22/10/2019

179 kez okundu.