Tag: ASM

Medya TV`de SÜRGÜN Tarihi ve Sorunları Tartışıldı

 

surgunler

17 Ocak 2021 pazar günü Medya Haber TV’de gazeteci-yazar Koray Düzgören‘in hazırlayıp sunduğu, Sürgünler Meclis Eş Sözcüsü Yazar Metin Ayçiçek,  Sürgünler Meclisi üyesi Dr. Banu Büyükavcı ve sürgünde 50’inci yılına giren gazeteci- yazar Doğan Özgüden’in konuşmacı olarak katıldığı programda Osmanlı’nın son süreçlerinden günümüze TC devletince çeşitli milliyetlerden halklara, muhaliflere, düşünürlere, aydınlara karşı aralıksız sürdürülen baskı, katliam, soykırım, işkence ve sürgünlerin, göçe zorlamaların tarihsel süreci ve günümüzde Avrupaya göç etmek zorunda kalmış sürgünlerin sorunları değerlendirildi.

ASM eş sözcüsü ve üyelerinin konuşmacı olarak yer aldığı, 1 saat süren Medya Haber TV yayını yayın geniş kesimlerce ilgiyle izlendi.

 

http://www.medyahaber.info/halklarin-tarihi-17-01-2021/?fbclid=IwAR30XfYFTjwL-q6ba5zRGV6ETJpi3TsZSwzXlUV27NQT4_t8O0LAgc_8FFw

9 kez okundu.

Sürgünde Katledilen,Üç Yurtsever Kürt Kadını Unutmayacağız!

fidanleylasakine

Fransa’nın başkenti Paris’te 9 Ocak 2013’te katledilen PKK kurucularından Sakine Cansız,KNK ParisTemsilcisi Fidan Doğan ve Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez isimli üç Yurtsever Kürt Kadının, Türk MİT`inin yönlendirdigi bir tetikçi katil tarafından gündüz vakti ve Paris’in göbeğinde bir apartman dairesinde katledilmesinin üzerinden 8 yıl geçti.

Türk devleti  kuruluşundan günümüze organizeli bir katliam şebekesidir. Muhalif olan herkesi bastırmak, zindana atmak yanında katletmekle tarihini şekillendirmiştir. Bunu doğrudan kolluk güçleri ile yaptığı gibi isimleri çete, gladyo, komando, kontrgerilla vs. şeklinde döneme göre değişen ama işlevi suikast ve katliam olan güçleri de devreye sokmuştur, sokmaktadır. Bu güçler doğrudan devletin istihbaratı ve özel birimleri ile çalışıp yönlendirilir. Topal Osman’dan Ogün Samasta, Alaaddin Çakıcıdan Ömer Güneye hepsi bu organizasyonun parçası ve uzantısıdır. Devlet bu güçlerle muhaliflerini, yurtseverleri, devrimcileri, komünistleri katleder ve işi bittiğinde onları da ortadan kaldırır. Bu bir gelenektir. Bu yolla onlarca aydın, yüzlerce devrimci ve komünist katledilmiştir. Ama asıl olarak on binlerce Kürt bu şekilde 90’larda, devamında ve bugünde  bu yolla kıyımdan geçirilmektedir.

Türk devleti sadece Türkiye’de tespit ettiği devrimcileri, yurtseverleri, komünistleri katletmekle kalmıyor. Yurt dışında sürgünde yaşamak zorunda bırakılan devrimci ve yurtseverler de Avrupa’da tespit edildiklerinde Türk devletinin yönlendiriciliğinde, uzantılarının veya MİT elemanlarının görevlendirilmesiyle katlediliyorlar.

Tarihsel hafızamızda olan ve sürgünde Türk devleti eliyle veya yönlendirmesiyle katledilenler;

TKP/ML’den Katip Saltan 1981, Nubar Yalım ise 1982 yılında Hollanda ve Almanya’da;

1994 yılında Londra’da sendikacı Mehmet Kaygısız, Kürdistan Dayanışma Komitesi Başkanı Teofilas Yorgiadis 20 Mart 1994’te Lefkoşe’de evinin önünde;

31 Aralık 1994’de Halkın Günlüğü taraftarları olan Nurettin Topuz, Mustafa Akgün, Mustafa Aksakal Almanya’da;

Son olarak Paris’in ortasında 9 Ocak 2013’de PKK kadroları ve sembol isimleri Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez faşist katillerin hunharca katlettiği devrimcilerdir.

Bu katliamların her biri karanlıkta kalmıştır. Yakalanan tetikçilerden Kimisi TC’nin istihbarat elemanı olarak sahiplenmesiyle serbest bırakılmış, kimisi hiç açığa çıkmamıştır.

Paris katliamının tetikçisi Ömer Güney ise soruşturma sürerken “hastalanarak” ölmüş olmasıyla dosya kapatılmaya çalışılsa da, Dünya demokratik kamuoyu bilmelidirki; Paris`te katledilen 3 Kürt yurtsever devrimci kadının katliamının planlayıcısı, ve organize edicisi Türk devletidir.

Tıpkı, Hrant Dink katliamında olduğu gibi. Türk devleti siyasi cinayetler tarihine 9 Ocak`ta Sakine, Fidan ve Leyla`yı ekleyerek katliamcı sicilini bir kez daha kabartmıştır. Tekçilik virüsünün yön verdiği katliam geleneği bugünde hızından bir şey kesmeden yine Türkiye ve Kürdistan coğrafyasında devam etmektedir.

Paris`te Sürgünde katledilişlerinin 8. yılında Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Saylemez şahsında tüm katledilenleri anıyor, Katilleri Lanetliyoruz !

 

ASM ( Avrupa Sürgünler Meclisi ) olarak, her milliyetten Sürgünleri, ilerici ve devrimci güçleri yapılacak anma etkinliklerine katılmaya çağırıyoruz.

43 kez okundu.

Onbinler “Faşizme, Irkçılığa ve devlet terörüne son ! “mitinglerine katıldı

102464037_301404837548644_3744531561118811755_o
ALMANYA: ABD’de polis tarafından siyahi  Georg Floyd`un canice öldürülmesinin ardından ırkçılığa ve devlet terörüne karşı dünya genelinde günlerdir kitleler isyan halinde.“Faşizme, Irkçılığa ve devlet terörüne son ! “ içerikli şiarlar eşliğinde Rasizme karşı olan her kesimden insan bugün, Almanya da binler halinde meydanlara çıktı.

Almanyanın büyük kentlerinde yapılan “Irkçılığa Hayır!” eylemlerinde, Devlet baskısının ve ayrımcı politikaların sadece ABD ile sınırlı bir sorun olmadığı, Almanya`da ve dünyanın bir çok ülkesinde emperyalist, gerici politikaların ırkçılığı ürettiği ve teşvik ettiğine dikkat çekildi.

Mitinglere katılan onbinlerce insanın büyük kesiminin gençlerden ve öğrencilerden olması ayrıca olumlu ve dikkat çekiciydi.

103304949_301404127548715_7402959724267440918_o

Nürnberg`de 10 bine yakın insanın katıldığı ve demokratik devrimci kurumların olduğu mitingde ASM üyeleri de yer aldı.

18 kez okundu.

Bütün tutsaklar serbest bırakılsın!

hapishane-ortak-çağrısı-720x375 (1)

Avrupa’da faaliyet yürüten 20 demokratik kurum koronavirüs salgını nedeniyle Türkiye’deki tüm siyasi tutsakların tahliye edilmesini istedi.

Yayınlanan ortak açıklama;

Bütün tutsaklar serbest bırakılsın!

Hapishaneler, Koronavirüs (Çovid -19) salgınında riskli yerlerin başında gelmektedir. Normal zamanlarda dahi hijyen koşullarından mahrum olan, sağlık hakkına erişmekte güçlük çeken tutsakların yaşamı Çovid -19 salgınıyla büyük tehlike altındadır. Hapishaneler fiziksel yapıları itibarıyla bile başlı başına bir “sağlık sorunu” yaratmaktadır.
Uzmanlar, bu salgın karşısında insanların kendi aralarındaki temasın azaltılması, hijyen kurallarının uygulanması ve sağlıklı beslenme tavsiyelerine paralel olarak, hükümetler de insanların toplu alanlarda bulunmasını yasaklarken, hapishanelerde yüz binlerce tutsak toplu olarak tutulmaya devam edilmektedir. Bu durum, tutsakları açıkça ölüm riskine terketmektir.
Türkiye ve Kürdistan’da ve dünyanın bir çok ülkesinde tutsaklar için durum oldukça vahimdir. Hapishaneler tıka basa doludur. Türkiye hapishanelerinde bulunan tutsak sayısı 300 bin civarındadır ve kapasitesinin çok üstündedir. Mahkumlar nöbetleşe veya yerlerde uyumaktalar. Hem yerleşim hem de kullanım alanı yeterli olmadığı gibi, hijyenik bir ortam da yoktur.
Türkiye hapishanelerinde 1343 hasta tutsak bulunmaktadır. Bunların 344’u ağır hastalardır. Bu tutsakların tedavisi hapishanelerde mümkün değildir. Hasta tutsakların risk oranı normal insana göre onlarca kat daha fazladır. Sağlık sorunları çözülemeyen, sağlıklı beslenemeyen, hücrelerde tutulan tutsakların Korona virüse yakalanma riskleri çok daha yüksektir.
Dört duvar arasında olan tutsakların görüş haklarının kısıtlanması ve dış dünyayla bağlarının koparılması, aralarındaki haberleşmenin kesilmesi, tutsakların daha fazla cendereye alınması ve fiili bir işkence biçimidir. Alınan önlemlerin yetersizi nedeniyle hızla yayılmaya devam eden ve şimdiden binlerce insanın canına mal olmuş olan Korona virüs nedeniyle zaten toplum psikolojisi alt üst edilmişken, tutsakların görüş ve ziyaretçi yasağı ile daha fazla cendereye alınması, dört duvar arasında ölümle karşı karşıya bırakılması insanlık dışı bir davranıştır.
Hapishaneler korona virüs dolayısıyla en riskli alanlardandır. Okulların tatil edildiği, yürüyüş, gösteri, toplantı, panel, konser, sinema ve tiyatroların yasaklandığı, alışveriş merkezlerinin kapatıldığı bir dönemde tutsakların hapishanede tutulmasından dolayı yaşanacak her türlü olumsuzluktan hükümetler sorumlu olacaktır.
Korona virüs salgınının tüm insanlar için yarattığı hayatı tehlikeyi dikkate alarak, tutsakların yaşamına mal olmaması için, başta politik tutsaklar olmak üzere bütün ülkelerde tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır.
TSP (Tutsakların Sesi Platformu / Avrupa)
AvEG-Kon (Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu)
SKB (Sosyalist Kadınlar Birliği)
YS (Young Struggle)
ATIK (Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu)
UPOTUDAK (Uluslararası Politik Tutsaklarla Dayanışma Komitesi)
ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu)
ADKH (Avrupa Demokratik Kadın Hareketi )
SYM (Socialist Youth Movement)
ADEF (Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu)
Yaşanacak Dünya
Alınteri-Avrupa
AGEB (Avrupa Göçmen Emekçiler Birliği)
Mor-Kızıl Kolektif
PGİ-MLM (Partizan Gençlik İnisiyatifi – Marksist-Leninist-Maoist)
KCDK-E (Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi)
TJK-E (Avrupa Kürt Kadın Hareketi)
Devrimci Parti – Avrupa
Avrupa Devrimci Demokrat Komünler İnsiyatifi
Avrupa Sürgünler Meclisi (ASM)

365 kez okundu.

Teslim Töre kitlesel törenle uğurlandı

 

24 Kasım 2019 günü tedavi gördüğü Bern’de hayatını kaybeden siyasi sürgün Teslim Töre’nin naaşı, 26 Kasım`da düzenlenen uğurlama töreninin ardından Türkiye’ye gönderildi.

Teslim Töre`nin naaşı bugün 28 Kasım Perşembe günü, mücadele arkadaşı olan Sinan Cemgil’in de bulunduğu İstanbul’daki Karacaahmet Mezarlığında toprağa verilecek.

asm-teslim-to%cc%88re-celenk

İsviçre Bern`de düzenlenen uğurlama törenine Ailesi, yoldaşları, dostları ve sevenlerinden oluşan kalabalık bir kitle katıldı.

68 Kuşağı Devrimci öncülerinden olan Teslim Töre için İsviçre’nin Bern şehrinde düzenlenen törene Türkiye devrimci ve sosyalist hareketinin pek çok bileşeninin yanı sıra Kürt Ulusal Hareketi’nin Avrupa düzeyindeki temsilcileri de katıldı. Törende aile adına Şükrü Töre, HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, SYKP Kurucularından Mahir Sayın, Kongre-Gel Eş Başkanı Remzi Kartal, KCK Başkanlık Divanı üyesi Zübeyir Aydar, KKP’den Kemal Bilget, Avrupa Sürgünler Meclisi, Partizan, İGİF, Direniş Hareketi, Avrupa Yeşil ve Sol gelecek, MARDEF temsilcileri de birer konuşma yaptılar. Yapılan konuşmalarda, Teslim Töre’nin Türkiye ve Kürdistan devrimci hareketinin ortak değeri olduğu vurgusu öne çıkartıldı.

Avrupa Sürgünler Meclisi adına ( ASM ) eş sözcü Mahmut Özkan, Teslim Töre`nin Sürgünler Meclisi çalışmalarında aktif olarak yer aldığını ve Onun  katkılarını unutmayacaklarına ifade eden bir konuşma gerçekleştirdi.

Törene, ASM “UNUTMAYACAĞIZ”  Çelenki yaptırarak ve 10 civarında üyesiyle katıldı.

 

Teslim Töre’nin yaratıcısı olduğu “Fabrikalar, tarlalar, siyasi iktidar her şey emeğin olacak!” sloganı altında gerçekleşen uğurlama töreninde saygı duruşunun ardından Töre’nin biyografisi okundu. Ailesi adına ilk sözü alan oğlu Şükrü Töre, babasıyla esas olarak yoldaşlık ilişkisinin olduğunu belirtti. Babasının son nefesini verinceye dek siyasal mücadelesini sürdürdüğünü vurgulayan Şükrü Töre, en önemli ısrarlarının Marksizm ve halkların kardeşliği konusunda olduğunu söyledi.

Sidenur Töre: Sevdiğimi “Evren” aldı

Teslim Töre’nin kızı Sidenur Töre

Babası Teslim Töre’ye onun çok sevdiği bir türküyle veda etmek isteyen Sidenur Töre, seslendirdiği türkünün hikayesini şöyle dillendirdi: “Babam sevdiğimi eller aldı türküsünü, 12 Eylül cuntasını kastederek sevdiğimi “Evren” aldı diye okurdu. Onun sevdiği ülkesi ve topraklarıydı”. Sidenur Töre’nin babası için seslendirdiği türkü salonda duygulu anlara yol açtı.

Uğurlama Programı Teslim Töre’nin naaşına bırakılan çiçekler ve ardından gerçekleştirilen taziyeyle son buldu.

 

177 kez okundu.