SİMURG FİLMİ DUYGULARDA DEPREM YARATTI:

Acı ve öfkenin, umut ve mücadele azminin, sevgi ve saygı ile insan olma erdemine hayranlığın iç içe girdiği; duygularda depremlerin yaşandığı Simurg’un izlenmesi ve dostlarla sohbet dört saat sürdü. Kelimenin tam anlamıyla depremden çıkmış gibiydik.

10254007_631136353634109_7418765208621696883_nSİMURG, 1996-2000 yılları arasındaki açlık grevleri ve ölüm oruçları direnişçilerinden altı eski mahkumun Wernecke Korsakoff olarak bilinen, beyin hücrelerinin tahribatı sonucu  organların kordinasyonu ve hafıza kaybından bilinç kaybına kadar uzanan hastalıkla mücadelelerini, ruhsal direniş ve umutlarıyla insan olmanın ve dayanışmanın güzelliğini,  yaşama tutunmalarını ve bugünlere gelişlerini konu edinen bir film…

 Film öncesi yapılan kısa konuşmada, Simurg gösteriminin amacının;  cezaevlerinde devam eden saldırılara karşı duyarlılğın sağlanması, yaşananlara karşı toplumsal duyarlılık yaratılması ve şu an 600 civarındaki hasta mahkumun serbest bırakılması ve tedavisinin olanaklı kılınması için toplumsal baskı yaratmak olarak belirtildi. Avrupa Sürgünler Meclisi’nin Berlin Devrimci Mültecilerine saldırıyı kınayan basın açıklaması Almanca-Türkce okundu ve Yönetmen Ruhi Karadağ ile bedel ödeyen dostlardan misafirimiz olan Hacer Arıkan- Petek Atıcı Türkmen, Wem-da (Eski Mahkumlarla dayanısma ağın)dan Hülya Asi ve Ali Çağlayan’ı ve konukları selamladıktan sonra film gösterimine geçildi.

IMG-20140413-WA0004(1)Film  cezaevlerinde uygulanan insanlık dışı uygulamaların karşısındaki direnişin, erk sahiplerini ne kadar korkuttuğunu sanki belgelemiş. Duvarların arkasında tutukluların yürekleri ve canlarıyla direnişi nasıl bir korku yaratmış ki, toplar, tüfekler, tanklar ve kimyasal silahlarla, binlece askerle saldırıyorlar. Bu sahnelerde birçok duygunun birlikte yaşandığı anlar yaşıyor insan. En önemlisi de olayı yaşayanlarla , dışardan tanık olanların olaylara bakışı ve algı farkı…

IMG-20140413-WA0007Filmin bitiminde olayların canlı tanıklarından Bayrampaşa cezaevinde kimyasal tozla yakılanlardan Hacer Arıkan kısaca yaşananları ve karşılıklı dayanışma ve hayatta kalabilenler olduğunu anlattı. Birçok mahkumun ağır yaralı olmasına rağmen başka cezaevine gönderildiğini, bu anlamda kendisinin hastaneye götürülüşünün şans olduğunu  belirtti.Tedavi süreci ve yurt dışına tedaviye gelişini, 30 direnişcinin yaşamını  yitirdiği “Hayata dönüş  operasyonu”nu anlattı.

Ruhi Karadağ; Wernecke Korsakoflu eski mahkum Çiğdem’i, cezaevinde doğan Suphi’yi anlattı. Karadağ, “Size Simurg’un sonundan bahsedeceğim. Filmin finalinde izlediğiniz Suphi cezaevinde doğdu, cezaevinde büyüdü. Çok zeki ve yetenekli bir çocuk, hepinizin tanımasını isterdim; koca bir dünyaydı. Okulun en zeki çocuklarından biriydi. Yaklaşık bir yıl kadar önce –filmi izlemeden önce- Oxford Üniversitesi sınava çağırdı. Sınava girdikten dört gün sonra Londra’da kaldığı eve yaklaşık bir kilometre uzaklıkta yol kenarında kendini asarak intihar etti. Ortak mücadele edip birbirimizin mücadelesini sahiplenseydik şimdi Suphi aramızda olacaktı“, dedi.
Eski Mahkum Petek Atıcı Türkmen eski mahkumların kendi aralarında oluşturdukları mahkumlar ağını ve çalışmalarını anlattı. Werneke Korsakoflu ağır durumda olan arkadaşların barınmak ve tedavilerinin sürebilmesi için alınan ev ve çalışmaların yanısıra yurtdışındaki eski mahkumlar, kendi aralarında birbirlerini bulmak ve Türkiye’deki dayanışma ağını desteklemek için bir araya geliyorlar. İhtiyaçtan doğan bu çalışmaları ve Wem-da’nın gelişimini anlattı. Wem-da’nın amacının sadece Türkiye’deki çalışmaları desteklemek olmadığını; buradaki eski mahkumların karşı karşıya olduğu sorunları, tedavileri, sosyal sorunları izlemek, aynı zamanda da bir birlerinin yüreğine dokunabilmek, sevgilerini ve güçlerini birleştirmek olduğunu belirtti. Çevremizde bildiğmiz eski mahkum sürgün arkadaşların  Wem-da ile ilişkilendirme çağrısı yaptı. Wem-da yönetiminden Ali Çağlayan Wem-da nın çalışmalarını ve gelişimini anlattı. Kamuoyununu hasta tutsaklar ve Wernicke-Korsakofflu eski tutsaklarla dayanışmaya çağırdı. Hülya Asi Avrupa’da büyümesine ve eski mahkum olmamasına rağmen bu çalışmanın kendisini nasıl çektiğini anlattı. Wem-da çalışmasını güçlendirmeye vurgu yaptı. Eski mahkum Wernike Korsakof Hastalığını yaşayan açlık grevi-ölüm orucu gazilerinden Ganime Gülmez söz alarak, hasta mahkumların sadece hastalıkları ile anılmamaları gerektiğini, onların direnişleri sürecinde yaralar alan gaziler olduğunu belirtti.
Ödenen bedel inançları uğrunaydı, acıma duygusu onları yaralar dedi. Büyük ilgi gören film ve sohbet için zaman yetmedi.

 Hacer Arıkan’ın Belge Yayınları’nda 2012 yılında çıkan ‘Hasretliğime, Doyumsuz Kardeşliğime’ adlı kitabı hemen tükendiğinden  birçok izleyiciye kitabın  daha sonra ulaştırılacağı sözü verildi. Arıkan’ın imzaladığı kitapların gelirinin ise Eski Mahkumlarla Dayanışma ağına aktarılacağı belirtildi. 

Hannover 12 Nisan 2014

1044 kez okundu.

Paylaşım:Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir