Röportaj : Ayça Kılınç ile İnterpol tutuklaması ve yaşadıkları üzerine;

zgxz_ch7vfa7wonnr8p3

Avrupa Sürgünler Meclisi (ASM), İnterpol de aranması olan politik sürgünlerin hukuken başvurularla interpolden aranmalarının kaldırılması için, Hukuk Komisyonu üzerinden bir çalışma başlatacaktır. Bu çalışmaları sürdürecek olan Avukat ve Kurumların ilişki adresleri önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşılacaktır. (ASM-Yayın Kurulu)

18 Eylül günü sağlık nedenlerinden dolayı Hırvatistan’ın başkenti Zagreb’e giden ve burada İnterpol araması nedeniyle tutuklanan ve 11 Aralık’ta serbest bırakılan Ayça Kılınç ile  Avrupa Haber Merkezi (AHM)`nin katkılarıyla  gerçekleştirdiğimiz Röportajı izleyicilerimizle paylaşıyoruz.

*Öncelikle aramıza hoş geldiniz. Hırvatistan’da tutuklanmıştınız. Süreç nasıl gelişti?

Çok teşekkürler. Hoş bulduk. Arkadaşımla beraber Eylül ortasında gittiğimiz Zagreb’de havaalanında pasaport kontrolünden geçerken gözaltına alındık. Gişedeki memur İnterpol araması gerekçesiyle gözaltında olduğumuzu söyleyip bizi bir odaya aldı ve gözaltı işlemi başlamamış olmasına rağmen telefonlarımızı kullanmamamız konusunda uyardı. Sonradan gelen esas yetkili polis memurları ise gözaltında olmadığımızı sadece bazı işlemleri tamamlamaları gerektiğini söylediler. Bu şekilde havaalanında 8 saat tutulduk ve bu sürecin sonunda arkadaşıma gidebileceği, benim ise İnterpol aramasından kaynaklı ertesi gün mahkemeye çıkarılacağım ve Türkiye’ye iade edilip edilmeme konusunda karar verileceği söylendi. Aynı gün başka bir polis karakoluna götürüldüm ve ertesi gün mahkeme tarafından tutuklanarak hapishaneye gönderildim. Yasal işlemler Türkiye’den gerekli belgelerin beklenmesi ve ülkede bürokratik işlemlerin yavaş yürümesi gibi nedenlerle üç ay sürdü. Yerel mahkemenin bir buçuk ay sonra beni serbest bırakmaya karar vermesine rağmen yüksek mahkemeden onay beklendi ve süreç uzadı. Londra’da İnterpol davalarıyla ilgilenen avukat arkadaşımız beni listeden çıkarmayı başardı ve bunun üzerine ertesi gün serbest bırakıldım.

*Tutuklanma nedeniniz Türk devletinin devrimci-demokratlara saldırısı sonucu oldu. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Yaşadığım bu örnekle faşizm gerçeğini bir kez daha tecrübe etmiş oldum ve gördüm ki eğer bir gün faşizmin tekerine çomak sokmuşsanız her an her yerde saldırıya maruz kalabilirsiniz. Bu saldırı sadece Türk devletinin değil aynı zamanda ona çanak tutan diğer kurumların ve ülkelerin de bir saldırısıdır. Bu vesileyle Avrupa’nın süslü ve kısmi demokrasisini de bir kez daha görmüş oldum. Devrimci demokrat insanlar hayatını bir kıskacın içinde yaşamaya mahkum edilmeye çalışılıyor. Fakat unutuyorlar ki bedenlerimizi hapsetmek benliğimizi, düşüncelerimizi hapsedebilecekleri anlamına gelmiyor.

*Tutuklanmanızla dışarıdan nasıl bir destek gördünüz?

Beni en çok mutlu eden ve güç veren şey dostlarımın dışarda verdiği mücadele ve destekleri oldu. Her türlü yasal yolu araştırıp sonuç alana kadar peşini bırakmadılar. Hukukçularla, home office, konsolosluklar ve milletvekilleriyle iletişim içinde oldular. Bu süreçte aramıza katılan yeni dostlarımız da oldu. Dayanışmanın, birlik ve mücadelenin çok güzel bir örneğini sergilediler. Dört duvarın kendisi değil belki ama o dört duvar arasında direnmek onlarla çok daha güzel ve anlamlıydı. Hepsine çok teşekkür ediyorum ve kucaklıyorum.

* Ne zaman ve nasıl bırakıldınız?

Üç aylık bir sürecin sonunda avukat arkadaşımız İnterpol`e başvurusunun sonucunu aldı ve Zagreb’deki avukatımız belgeyi yüksek mahkemeye iletti. Ertesi gün 11 Aralık’ta tekrar mahkemeye çıkarılarak serbest bırakıldım.

*İnterpol arama listesinden çıkarıldınız, bu nasıl oldu?

Bu konuda avukat arkadaşımız hukuki bir boşluğun olduğunu söyledi. 2014 den sonra Avrupa’da oturum hakkı kazanmış insanların yasal olarak İnterpol listesine koyulamayacağını söyledi ve bunun üzerinden başvuru yaptı ve kabul edildi. Benzer durumu yaşayan bir çok devrimci demokrat insan olduğunu biliyorum. Bu konuda yardıma ihtiyacı olan arkadaşlar için sizin yapacağınız haberde iletişim bilgilerini vereceksiniz sanırım.

*Son olarak neler söylemek istersiniz?

Ülkemi çok seviyorum. Eğer yaşam şartlarım bulunsaydı elbette terk etmek istemezdim. Yaşadığım bu saldırıyla ikinci vatanım yapmaya çalıştığım ülkeyi de özlemek zorunda bırakıldım. Mücadelenin dayanışmanın gücüyle özgürlüğüme kavuştum. Bu tür saldırıların karşısında doğrulup daha emin adımlarla yürüyebilmeliyiz. Bu faşizme en güzel cevap olacaktır. Bu imkanı bana verdiğiniz için teşekür ediyorum.

 

LONDRA, 20-12-2018

 

409 kez okundu.

Paylaşım:Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir