Kadın

Insanligin olusumuyla birlikte var olanbir varliktir , demek geliyor icimden..Neden mi , insan degil de bir varlik ? Neden mi öyle demek geliyor icimden ?

Var olduğundan bugüne kadar geçirdigi bütün evrelerde insan olarak görülmedigi icin.
Hak ettigi degeri alamadigi icin.
İkinci-hatta üçüncü sinif , hatta bir sinifa dahil edilmeyi bile Layik görmeyip, bir meta olarak gördükleri için.

Bu örnekleri çogaltmak mümkün ama biz isterseniz kısaca , Tarihte kadin ne anlama gelirmiş bir de ona bakalım..

Cahiliye dönemi Arap Yarimadasi`nda kadinin sosyal hakki yoktu.Evli bir kadin boşanma hakkına sahip değildi  Kocası onu bosaldiginda da bir baska erkekle evlenemezdi. Kadınlar miras hakkından mahrum bırakabilirdin. Kiz çocuklarının toplumun yüz karası sayılıp diri diri toprağa gömülürdü.

Hindistan`da kadin eger kocasi kendisinden önce ölürse , esinden çok yasamasin diye öldürülürdü. Kadinin yasama hakki kocasıyla sinirliydi. Beseri islemlerde kadinin belirleme ve tercih hakki yoktu. Dönemin din anlayisina göre kadin, kötünün sembolüydü , gerektiği zaman tanrılar icin kurban edilebilirdi.

Ortacag Avrupa`sinda, yeni evlenen bir erkek esini önce derebeyine armagan ederdi. Ve gene cariyeler evin buluğ cagına girmiş delikanlilarina ikram edilirdi. Kadınin sosyal statüsü erkegin egemenligi ile sinirliydi.

Osmanli döneminde ise , ücüncü Osman tahta ciktiginda bir fermen yayinliyarak , padisah sokaga cikmadan ücgün öncesinden itibaren kadinlarin süslenip sokaga cikmalari yasaklanmistir. Lale devrinde ise, kadinlarin dar Feraceler giymesi de yasaklanmistir.

Eski Yunan ve Roma geleneginde kadin , alinip-satilan ve ya devredilen bir esya hüviyetini tasiyan , kötülügün kaynagi , yaratilista eksik kalmis sira disi bir varlik olarak kabulediliyordu. Ancak kadinin asil konumunu cinselligi tayin ediyordu. Afrodit ya da Roma`da ki adiyla Venüs , cinselligin tanrisal boyuta ulastiginin acik bir göstergesidir.

Eski Cin ve Japon geleneginde , erkek ailenin mutlak hakimiydi.Kadin , islah edilmesi gereken bir varlik olarak degerlendiriliyordu. ” madem karini sabahleyin dövdün , öyleyinde nicin dövmeyeceksin ki ? ” , seklinde ki Cin atasözü bu dönemdeki anlayisi carpici bir bicimde yansitiyor.

Yakin tarihte ve günümüzde de kadinin konumu cok bariz bir farklilik göstermiyor..
Burjuva Demokrasisinin egemen oldugu ülkelerde kadina yönelik cok göstermelik ve tatmin etmeyen bazi imkanlar verilmisse de asil itibari ile kadin hak ettigi gercek degerine ne yazik ki kavusmamistir.
Din istismarliginin yapildigi ülkelerde kadin hälä kötünün temsilcisi , günah isleyen seytan olarak görülerek taslanarak öldürülmekte.
Feodalizmin hakim oldugu yerlerde kadin hala töre cinayetlerine kurban edilmekte.
Erkek egemen sistemde yine hergün onlarca kiz cocuguna ve kadinlara tecavüz edilmekte.
Kadin sadece bir cins , bir cinsel obje olarak görülmekte ve kapalıkapılar ardinda , ya da kara çarsaflara bürünmek zorunda birakilmaktadir.

Halbuki , insan türü birbirinden farklı iki cinsten olusur.Kadin ya da erkek olarak.Bu kaçınılmaz bir yapı özelliğidir. Kadın , kadındir ve daha fazlası insan dır. Erkek de erkek ve insan dır

Sevgi kadından erkeğe yansır , güven de erkekten kadına.

 

Güneş uzun

 

435 kez okundu.

Paylaşım:Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir