Kategori: Sürgünlerle Röportajlar

İ. METİN AYҪİҪEK İLE SÖYLEŞİ

Belkıs  Önal Pişmişler Bu nihilist anlayışla burjuva kültürünü bütün kazanımlarıyla reddeden komünistler, bu reddin üzerine daha gelişkin özgürlükçü bir sistemi koyamadılar. Hem örgüt içi hem de örgütler arası ilişkilerini, sınıflı toplumların bütününün ortak özelliği olan “iktidar” paradigmasının etrafında inşa ettiler. Ve bu temel mantık, örgütlerin içe ya da dışa yönelik çatışmalarının da temel kaynağını oluşturdu. […]

Tamamını okuyun»

ENGİN ERKİNER  ile söyleṣi

Mahir Çayan sosyalist harekette gerçek değeri hala bilinmemiş olan bir insandır. Önemli olan onun girdiği silahlı eylemler değil, silahlı mücadele teorisi de değil, kapitalizme karşı devrim teorisidir. Orhan Savaşçı’nın yeni çıkan anılarında yerinde olarak saptadığı gibi, anti emperyalist anti oligarşik devrim, kapitalizme karşı devrimdir. Deniz Gezmiş konusunda liberal dilin hakimiyetinden ziyade ‘Herkesin kendi Gezmiş’i var’ […]

Tamamını okuyun»

OYA AÇAN VE SELİM AÇAN’LA SÖYLEŞİ

“Biz kırıldık, daha da kırılırız… Biz yeni bir hayatın acemileriyiz Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor Kekre bir şey var bu havada Geçmişle gelecek arasında Acıyla sevinç arasında Öfkeyle bağış arasında….“ -Cemal Süreyya- Ümraniye Hapishanesinde Oya’yla direk tanışma imkanımız oldu. 19 Aralık sonrası hiç karşılaşmadık ve ben Almanya’da onlar Fransa’da; sanırım buluşma imkanını yakalamamız da mümkün olmayacak. Avrupa’dayız ama; sınırları geçmek bize […]

Tamamını okuyun»

İnci Tuğsavul – Doğan Özgüdenle röportaj

Belkıs Pişmişler   S – Sayın Özgüden, ailenizle İzmir`de 1964 yılında ҫekilmiṣ, hep birlikte son kez birarada olduğunuzu gösteren bir fotoğrafınız var. İzin verirseniz buradan baṣlayalım.  Hasret, uzaklık, göze alma gibi ҫok yönlü bir bölünmeyi tarif ettiğini düṣünerek; bu derinlikten söz etmenizi isteyebilir miyiz? Özgüden – O fotoğraf İzmir’den İstanbul’a göçtükten iki yıl sonra kısa […]

Tamamını okuyun»

KENDİMİZLE SÖYLEŞİLER:

  Başlığı belirlemeden önce düşünmem gerekti. Yıllardan beri Avrupa ülkelerinde yaşamak zorunda kalan değişik isimlerle söyleşiler yapılacak. Avrupa Sürgünler Meclisi kapsamında yazının başlığı “Sürgünlerle söyleşiler” de olabilirdi ama bir bölüm arkadaş kendisini ne sürgün ne de politik mülteci olarak görmüyordu. İnsanın objektif olarak bulunduğu konumun onun kültürünü belirlemesi gerekmez. Bu nedenle başlığın “kendimizle söyleşiler” olması […]

Tamamını okuyun»