Kategori: Sürgünlerin Kaleminden

Pençeleri her daim sürgünün de tepesindedir

(Artıgerçek, 17 Ağustos 2017) İster vatandaşlığı koruyarak sadece siyasal sürgün olalım, ister vatandaşlıktan çıkartılmış olalım, ister canımıza tak edip “Yetti gayrı!” diyerek bu vatandaşlıktan kendi isteğimizle çıkmaya kalkmış olalım, AKP fetvacısı profesörün dediği gibi, devletin pençesi her daim tepemizdedir Yurt dışına ekonomik göçmen olarak gidip de anayurttaki iktidarın despotik uygulamalarına karşı tavır alan ya da Türkiye’de uğradıkları […]

Tamamını okuyun»

Vatan hainliği üzerine…

Doğan Özgüden (Artıgerçek, 27 Temmuz 2017) Perşembe akşamıydı… La Libre Belgique Gazetesi’nin Türkiye sorunlarına son derece duyarlı yazarı Christophe Lamfalussy’den bir mesaj: “Sevan Nişanyan’ın Türkiye zındanlarından kurtulduğunu ve yurt dışında olduğunu öğrendim… Bu konuda yazmak istiyorum… Internet’te kendisiyle ilgili çok bilgi buldum… Şimdi nerede, bilgi verebilir misin? Hapse girmeden önce Belçika’ya ne zaman gelmişti? Sevan […]

Tamamını okuyun»

1980’li yıllarda solun tarihi

  Engin Erkiner Kürdistan Sosyalist Solu Kitabı’nı okurken Hamit Bozarslan’ın bir belirlemesi dikkatimi çekti. Bilinmeyen bir şey değildi ama yine de önemliydi: “’Sürgün yılları’ ele alınmadan, 1980’lerdeki Kürt ve Türkiye solunun tarihini yazabilmek mümkün görünmemektedir. Sol konusuna ilgi gösteren doktora öğrencilerinin bu konuda bakir bir sahaya el atma sevinci yaşayacaklarından eminim.” (S. 64) Bu belirlemede […]

Tamamını okuyun»

“Erdoğan Yasası” ve göçmen nedir ki!

Engin Erkiner Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur romanında, “Doğu-Batı sentezi yaratmaya çalışırken çift karakterli insanlar ürettik” der. (En az) çift karakter bulunduğu için, bu aynı zamanda çift kimlik demektir, birisini inkar etmekte sakınca bulunmuyor. Bulunulan ortamda hangisi işe yarıyorsa o kimlik öne çıkarılır, durum değişince sıra ötekine gelir. Türkiye insanındaki (en az) çift kimlikliliği son olarak […]

Tamamını okuyun»

VATANSIZLAŞTIRAMADIKLARINDAN MISINIZ?

Doğan Özgüden 65 yıllık gazetecilik yaşamımızda aynı sorunla üçüncü kez karşılaşmak da varmış… Evet, «vatansızlaştırılma» sorunu… İlk karşılaşmamız 35 yıl önce… O dönemde İnci de, ben de askeri faşist cunta tarafından yüzlerce rejim karşıtıyla birlikte vatandaşlıktan atılmışız… O yetmemiş, 29 yıl önce «demokratikleşen Türkiye» adına Brüksel’de AB’nin kapısını çalan Turgut Özal tarafından «vatansızlığımız» ikinci kez tebliğ […]

Tamamını okuyun»