ASM’NİN GELECEĞİ

Engin Erkinerengin1-242x300

ASM’nin çalışma tarzıyla ilgili değişik görüşlerin ifade edilmesi yerindedir. Çalışma tarzı gibi önemli bir konuda kongre öncesinde gerekli hazırlık yapılmazsa, kongreden ileri bir sonuç beklememek gerekir.

ASM’nin kısa tarihi boyunca bir şey yapılmadı denilemez, ama yapılanın oldukça yetersiz olduğu genel kabul gören bir saptamadır.

ASM’nin önündeki en önemli sorun, ne yapılacağının yeterince somut olmamasıdır.

Yapılması gereken faaliyet yeterince somut olmayınca başka yapılanmaların yıllardan beri zaten yaptığı faaliyetlere yönelinmekte, böylece görünürde aktivizm sağlanmakla birlikte, yapılan ile yapılması gereken arasındaki farklılık azalmak yerine, olduğu gibi durmaktadır.

Bir kuruluş, başka kuruluşların yaptığından farklı bir işlevi yerine getiriyorsa, varlığı meşruluk kazanır. Aksi durumda varolan örgüt kalabalığına yenisi eklenmiş olur.

Alanında faaliyet göstermek yerine farklı yere yönelmenin ilk örneği, Türkiye’ye yönelik faaliyete yoğunlaşmaktır. Yaşanılan ağır baskıyı protesto etmek önemlidir ama bunu yapan çok sayıda kuruluş bulunmaktadır. Bizim farklılığımız nedir, belli değildir.

İkinci örnek ise, mültecilerin bir süre sonra göçmen olacaklarından hareketle, ASM’nin faaliyetini Avrupa ülkelerindeki Türkiye ve Kürdistanlı göçmenlerin mücadelesinin bir parçası olmaya indirgemektir.

Bu göçmenlerle ilgili olarak yıllardan beri çok sayıda kuruluş faaliyet gösteriyor. Biz de bu faaliyetin bir parçası olacak isek, başlıca faaliyetimiz göçmen mücadelesi olacaksa, kuruluş sayısını artırmaya, kalabalık yapmaya gerçekten gerek yoktur.

ASM’nin özgül faaliyeti içinde yukarda sayılan iki örnek de yer almalıdır, ama bu yer alış sürgünler perspektifinden olmalıdır.

Göçmen, bir üst kavramdır ve aşağıya doğru parçalara ayrılır. Göçmenlerin oldukça homojen oldukları 35-40 yıl önceki yapı artık bulunmuyor. Göçmenlik fazlasıyla ayrışmış durumdadır.

Sürgünler göçmenlerin özel bir bölümüdür. Genelinkilere benzeyen sorunlarının yanı sıra, ayrı sorunları da vardır.

ASM faaliyetini beş maddede belirtmeye çalışacağım:

İlk olarak; interpol ya da Uluslararası Yakalama Emri (Kırmızı Bülten) esas olarak sürgünlere özgüdür. ASM bu konuyu gündemine almıştı ama bu konudaki çalışma tarzını değiştirmemiz gerekiyor. Interpol devletlerarası bir kuruluştur ve bunun işleyişini etkileme şansımız bulunmuyor. Ama TC’nin keyfi arama kararları çıkarması, genel işleyişin yanı sıra örnekler verilerek yazılı duruma getirilebilir ve ilgili kuruluşlara iletilebilir. Bu yılda birkaç kere yapılması gereken bir faaliyettir. Uluslar arası Af Örgütü, iltica işlemleriyle ilgilenen avukatlar, hukuk kuruluşları bu konuda somut örnekler temelinde bizden sürekli bilgi almalıdır.

Almanca yayının önemi konusuna ayrıca değineceğim ama burada da belirtmekte yarar bulunuyor: bu ileti Almanca olmalıdır. Uzun olması gerekmiyor. Periyodik bilgi iletilir ve daha fazlasının nasıl bulunabileceği de belirtilebilir.

Almanca ile sınırlı kalmamın nedeni, konunun özellikle Almanya ve İsviçre için önemli olmasıdır. Ek olarak –yapılabiliyorsa- İngilizce ve Fransızca iletiler de olabilir.

İkinci olarak; sürgünlerin özgürce geri dönebilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasıdır. Böyle bir sorun göçmenlere değil özel olarak sürgünlere özgüdür. Bunun için Türkiye’de İHD, Almanya’da TÜDAY, sürgünler konusuna özel ilgi gösteren HDP ile iletişim içinde birlikte çalışılabilir.

Bu çalışma zaten yapılıyor, belki daha yoğunlaştırılması gerekir.

Üçüncü olarak; internet sayfamızı önemsiyorum. Sorun bu sayfa değildir, bu sayfanın dışında yeterli faaliyetin bulunmamasıdır. Esas olarak internette var olmakla fazla bir şey olunmaz.

Bu sayfa Türkiye’den de izleniyor. Orada özellikle Suriyeli mültecilerle ilgili artan bir faaliyet söz konusudur. Ülkede bulunan 2,6 Milyon Suriyeli mülteciyle Almanya’da bulunanların durumu arasında doğrudan bağlantı bulunuyor. Suriyeli mültecilerin Almanya ve daha az oranda diğer Avrupa ülkelerindeki durumuyla ilgili olarak bu sayfada düzenli olarak bilgi verebilirsek, ülkeden okur sayımız artacaktır. İşlerine yarayacak bilgiye doğal olarak ilgi gösterirler.

Bunun için bizim Suriyelilerle ilgili araştırma yapmamız gerekmiyor, birkaç Almanca gazete ve derginin (Der Spiegel, Die Zeit, Frankfurter Rundschau, Süddeutsche Zeitung, TAZ gibi) izlenmesi yeterlidir. Buralarda fazlasıyla bilgi bulunuyor. Bu bilgileri ve Almanya ile diğer Avrupa ülkelerinde göçmen ve mültecilerle ilgili son gelişmeleri diyelim aylık özetler halinde sunabiliriz. Kendi yorumumuzu da ekleriz ve bunun fazlasıyla alıcısı olacaktır.

Dördüncü olarak; Avrupa sürgünlerinin zengin bir tarihi bulunuyor. Bu tarihin araştırılması ve yazılması gerekir. Kolay olmayacak çünkü Almanya’da çıkan yayınlar konusunda bile bazı yayınları çıkaranların bilgi vermemesi, ilgilenmemesi gibi durumlarla karşılaştık. Yayın faaliyetin sadece bir bölümüdür ama önemli bir bölümüdür. Konuyla planlı ve sürekli olarak ilgilenmeliyiz.

Beşinci olarak; adı üzerinde Avrupa sürgünleriyiz yani resmi dili Türkçe olmayan ülkelerde yaşıyoruz. Bu ülkelerin dilinde –yukarda belirttiğim gibi öncelikle Almanca- kısa da olsa periyodik olarak kendimizi ve faaliyetimizi tanıtmalı, bilgi vermeliyiz. Amnesty International, Pro Asyl ve daha sayılabilecek kuruluşlarla ortak noktalarımız bulunuyor. Bizden ne kadar haberleri vardır, bilinmez. Bu eksikliği ortadan kaldırmalıyız.

ASM kitle örgütü olmayacaktır. Başlangıçta böyle düşünceler vardı ama olamayacağı yeterince ortaya çıkmış durumdadır. ASM alanında etkin, ne söylediğine dikkat edilen bir örgüt olabilir. Bunun için ise çalışma alanının iyi belirlenmesi ve iyi bir faaliyet gereklidir.

 

 

193 kez okundu.

Paylaşım:Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir